Ali Saydam

Quo Vadis, Özgür Bey?

Gençliğimizde seyrettiğimiz kült bir filmdi 1951 yapımı “Quo Vadis”… Nobel ödüllü Henry Sienkiewicz’in 1895 yılında yazdığı kitapla aynı adı taşıyan ve “Nereye” anlamına gelen bu ifade, sonrasında gündelik konuşmaların bir parçası oldu… Özellikle de siyasi, toplumsal belirsizlikleri ya da kötü gidişatı anlatmak için kullanıldı… Hatta Emin Çölaşan’ın “… Nereye Koşuyor?” kitaplarının başlığı da buradan ilhamla kurgulanmış olabilir…Pazartesi akşamı Aydın’da düzenlenen, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) “Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi” doğru okunmalı…Binlerce kişinin meydanı doldurması, “Özlem istifa!” diye bağırması, gösterilen katılım ve kararlılık başkadır… Sayın Cumhurbaşkanı’na küfür kıyamet saldıran, teknolojik olarak bağırmayı hiç gerektirmeyen bir ses düzenine sahip olunmasına rağmen pazarcıları bile aratacak çığırtkanlıkla, sesinin kısılmasını özellikle ister gibi canhıraş bir agresyon sergileyen ‘Özgür Özel gerçeği’ başka…Tarihe, Devlet Bahçeli’nin deyişiyle “hüsran numunesi” olarak geçecek konuşmasında CHP Genel Başkanı Özel, yine o büyük hatayı tekrarladı ve başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere yargılanan tüm CHP’lilerin ‘sütten çıkma ak kaşık’ olduklarını iddia etti…Ona göre; siyasi bir darbe girişimi söz konusuydu… Ortada hiçbir rüşvet, suistimal, irtikap, hırsızlık suçu yoktu.
Ali Saydam

Bugün seçim olsa…

Araştırma ve danışmanlık şirketi GENAR, 9-12 Nisan tarihlerinde Türkiye geneline yönelik ‘seçim anketi’ yapmış. Soru malum; “Bugün seçim olsa kime oy verirdiniz?..” Sonuçlar şöyle: Yüzde 35,8 AK Parti, yüzde 35,6 CHP, yüzde 9,0 DEM Parti, yüzde 8,8 MHP, yüzde 2,5 Zafer Partisi, yüzde 2,4 Yeniden Refah, yüzde 2,3 İYİ Parti, yüzde 1,2 Anahtar Parti, yüzde 1,0 TİP, yüzde 1,4 Diğer…BETİMAR da aynı sorunun cevabını arayan başka bir anket yapmış; onlarda ise sonuçlar şöyle çıkmış: CHP: Yüzde 32,5, AK Parti: Yüzde 30,6, MHP: Yüzde 10,1, DEM Parti: Yüzde 9,4, Zafer Partisi: Yüzde 4,3, İYİ Parti: Yüzde 3,6, Yeniden Refah: Yüzde 3, TİP: Yüzde 2, Memleket Partisi: Yüzde 1,1, BBP: Yüzde 1,1, Anahtar Parti: Yüzde 1,1, Diğer: Yüzde 1,3…İstatistik, aslında bilimsel bir olaydır ve eninde sonunda gelir, matematiğe dayanır… O nedenle, iki anket arasında fark olmaması gerekir…Oysa hükûmete yakın ve hükûmete muhalif olduğu düşünülen şirketlerin yaptığı anketler arasında mutlaka bir fark olur… Neden?Fark, kararsızların dağıtılma biçiminden kaynaklanıyor… Burada tek bir yöntem yok… Ya önceki seçimde partilerin kararsızlardan aldığı paylar baz alınıyor ya da son yapılan ankette partilerin aldıkları oylarla doğru orantılı bir paylaşım kararsızlar için yapılıp sonuca ekleniyor… Bir de üçüncü şık var ki; onu düşünmek bile istemiyoruz: Seçmeni maniple etmek için ‘kafaya göre’ dağılım yapılması…Her iki araştırma şirketinin çalışmasından anlaşılması gerek ortak sonuç ise şu: Önceleri, kendi ifadeleriyle, yüzde 60’ları bulan CHP oylarının giderek eridiği… Ancak, AK Parti oylarında da aynı oranda bir yükseliş olmadığı…Siyasi iletişime stratejik boyutta bakanlar, ikna süreçlerinin yönetilmesinde bir değişimi tetiklemeleri gerektiğini inşallah fark ediyorlardır… Aksi hâlde, çok dramatik sonuçların ortaya çıkacağı, birkaç binlik, kıl payı farklarla seçim kaybedilebileceği göz önünde bulundurulmalı…“Normal doğum” kampanyasında 3 yanlışHaftada en az bir kez dile getiriyoruz: İletişim, sonuç odaklı bir iştir… Bunun gerçekliğini ve sonucun hiç de istenmediği bir şekilde tecelli ettiğini geçen hafta tekrar yaşadık…Bir hatalar zinciri sonucu kadınları ve de özellikle hekimleri ikna etmesi gereken bir mesaj, tam tersine çalıştı…Sivasspor-Fenerbahçe maçı öncesinde ev sahibi takım, sahaya “Doğal olan normal doğum” yazılı pankartla çıktı… Ortalık karıştı…Benzer bir durum ekim ayında Sağlık Bakanlığı tarafından aynı mesajla yayınlanan kamu spotundan sonra da yaşanmıştı… İtirazlar, videonun sezaryen doğum yapan anne ve anne adaylarını “yetersiz” hissettirdiği hususunda yoğunlaşıyordu…Hepsinden önce “normal” ifadesi bilimsel olmadığı, tıbbi terminolojide yer almadığı gibi ‘anormal’i de çağrıştırdığı için ayrıştırıcı, hatta yaftalayıcı bir algılamaya sebep oluyor… Yani daha en başından; mesaj yanlış kurgulanmış…Konunun neden gündeme geldiği ise belli: Sezaryen konusunda ülkemizdeki durum olağandışı boyutlara ulaşmış.
55 kayıt, 2 sayfada listelendi..