“Beni yak, kendini yak, her şeyi yak…” Boykot öyle olmaz, böyle olur

Aslında bizim söyleyeceklerimize yakın şeyleri, CHP ’nin Maltepe’deki mitingi sırasında katıldığı Halk TV canlı yayınında siyaset bilimci Doç. Dr. Onur Alp Yılmaz açıkça dile getirmiş: "Böyle bir ekonomide siz sadece belli markaları boykot ettirirseniz ne olur? Bu markalar zarar etmiş olur sadece. Genel tüketimde bir düşüş olmaz. Bu da ekonominin bedel ödemesi anlamına gelmez, halkın bedel ödemesi anlamına gelir… …Tüketimi belli günlerde sıfıra yaklaştırmak, iktidar açısından daha caydırıcı olacaktır.

Aslında bizim söyleyeceklerimize yakın şeyleri, CHP’nin Maltepe’deki mitingi sırasında katıldığı Halk TV canlı yayınında siyaset bilimci Doç. Dr. Onur Alp Yılmaz açıkça dile getirmiş:

"Böyle bir ekonomide siz sadece belli markaları boykot ettirirseniz ne olur? Bu markalar zarar etmiş olur sadece. Genel tüketimde bir düşüş olmaz. Bu da ekonominin bedel ödemesi anlamına gelmez, halkın bedel ödemesi anlamına gelir…

…Tüketimi belli günlerde sıfıra yaklaştırmak, iktidar açısından daha caydırıcı olacaktır. Amaç bu firmaları batırmak değilse, -çünkü battığı anda başka teşvikler alacaklar- mesele iktidara geri adım attırmaksa, genel tüketimi düşürmek çok daha doğru bir yol."

İşte budur(!)

Ekonomiyi batıracaksın ki; Erdoğan da Cumhur İttifakı iktidarı da gitsin!..

Buyurun bir iki örnek daha…

Olağanüstü başarılı, 50 yıllık Türk markasının sahibi, çok yakın bir arkadaşım, açmış telefonu bana danışıyor: “Abi, biz İnci Taneleri’ne reklam veriyoruz. Biliyorsun dizinin yayınlandığı kanalı boykot ediyorlar. Bizi de boykot ederler mi; reklamımızı çekelim mi?”

Korkmuş çocuk… Haksız değil…

Nitekim işi, AK Partili olup da tekne işleten bir başka arkadaşımızın teknesine binilmesin diye kampanya yapmaya kadar götürmüşler… Sadece AK Partili diye…

Amerikan ve İngiliz medyasına beyanat verip bu ülkelerin hükûmetlerinin Türkiye’ye müdahale ederek kendilerine destek vermeleri için adeta yalvarırken Özgür Bey’in özrü kabahatinden büyük gibi algılandı ama haklıydı(!)… Ne dedi?

“İnsan hakları ve demokrasi bir ülkenin kendi iç meselesi değildir.”

Yani, dışarıdan müdahale vaciptir. Bunun için davetiye göndermek münasiptir…

Sırtını, hiçbir yabancı güce yaslamayan, “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” diyen Atatürk’ten uzaklaşılmış gidilmiş… Olsun… Katıldığım TV programlarından birindeki katılımcı bu duruma ‘zamanın ruhu’ deyip geçivermişti… Öyle demek ki…

Aslında işi daha da ileri götürmek lazım… Türk Silahlı Kuvvetleri’ni itibarsızlaştırmak için nasıl ki kimyasal silah kullanıldığını iddia etmişler ve Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı’yı tanık tutmuşlardı, buna benzer yollara başvurmalılar…

Mesela Adalet Bakanı’nın yalanlamasını hiç dikkate almadan hapishanelere fikirleri yüzünden atılan aydınlara karşı uygulanan mezalimi(!) anlatan bir film yaptırılmalı. Müzikleri Zülfü Livaneli’ye ısmarlanmalı, yönetmenliğini de Sırrı Süreyya Önder üstlenmeli. Filmin İngilizcesi Batı dünyasında gösterilerek; insanların Türkiye’ye gelmemeleri, yatırım yapmamaları ve ülkemize karşı her türlü ekonomik faaliyeti durdurmaları istenmeli. Özgür Bey, ülke ülke dolaşarak bu boykotu, Türkiye’nin içler acısı hâlini(!) anlatmalı. Batı, bunu hemen satın alacaktır zaten… Çünkü ülkemizin giderek güçlenmesi, Batı’yı ve ona bağlı olanları ciddi ölçüde rahatsız etmektedir.

Yazıyı akademisyen Yılmaz’ın sözlerini tekrarlayarak bitirelim: “…Mesele iktidara geri adım attırmaksa, genel tüketimi düşürmek çok daha doğru bir yol."

Dert anlaşılmıştır herhâlde…

Yolun sonu da bayram olsun

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, arife günü ve Bayram boyunca ülkemizde meydana gelen trafik kazalarında 34 kişinin öldüğünü, 4.784 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Yerlikaya, Bayram öncesinde sosyal medya hesabından paylaştığı farkındalık kampanyasıyla da uyarmıştı: “Aşırı hızdan kaçınalım. Ortalama hızdaki %1’lik artış, ölümlü kaza riskini %4 artırıyor…”

Kampanya kapsamında iki de video hazırlanmış, “#BirKural1Ömür” ve “#YolunSonuBayramOlsun” hashtag’leriyle paylaşılmış…

En son söylenecek sözü baştan edelim; tebrik ederiz, son derece doğru hazırlanmış filmler…

İletişim çalışmalarının en önemli unsurlarından hedef kitlenin kültür ve değerlerine uygun olarak tasarlanmak ile duygulara hitap etmek başarılmış… (İzlemek için: https://rb.gy/ldonzt)...

Kampanya kapsamındaki ilk film daha teknik bir yaklaşım içerirken, ikincisinin geniş halk kesimlerine ulaşmayı hedeflediği de anlaşılıyor.

İkinci film, sokak röportajı benzeri bir sahneyle açılıyor. Muhabir, geçen yıl ülkemizdeki trafik kazalarında ayda ortalama 510 kişinin hayatını kaybettiği söyledikten sonra vatandaşa soruyor; “Kabul edilebilir sayı sizce kaç olmalı?”

Vatandaş da biraz düşündükten sonra “60 olabilir” diye cevaplayınca muhabir “60 kişi gelsin” anonsunu geçiyor ve köşeyi dönen genç-yaşlı, kadın-erkek 60 kişi beliriyor… İtiraf edelim ki; bir rakam olarak telaffuz edilmenin ötesinde, kanlı canlı 60 insanı karşımızda görmek bile bizi duygulandırmaya yetmişti…

Yetmişti ki vatandaşın ağzından bir cümle daha dökülüyor: “Ailem bunlar benim…” Evet, eşi, kızı, annesi ve başka akrabalarıyla, gerçekten de bütün aile bir araya getirilmişti…

Finalde, eşi ve kızına sarılırken aynı soru bir kez daha sorulur… Delikanlının cevabı nettir: “Sıfır… Kesinlikle sıfır…”

İletişimci şapkamızla ‘packshot’a dair itirazımızı da belirtmeden geçmeyelim… Film “Trafik kurallarına uyun, sevdiklerinizin geleceği sizin elinizde…” cümlesiyle sona eriyor…

Mesajın içeriği elbette doğrudur, ancak biçiminde ciddi bir sorun var… Cümlenin ilk bölümü ‘uyun’ kelimesiyle, başka bir deyişle ‘emir kipi’ ile bitiyor… Hedef kitlenin eğilimleri burada da devreye giriyor; emir kipi bizde çalışan bir yapı değildir… Zihinlerde hemen bir itiraz uyandırır, irrite eder, verilmek istenen mesaj ne kadar doğru olursa olsun araya mesafe koyar…

Bu cümleyi emir kipinden kurtarıp, kampanya da farklı iletişim adımları ve kanalları ile uzun vadeli uygulanmaya devam edilirse, başarılı olmaması için bir sebep yok…

Bu arada filmin, 2020 yılında farklı ülkelerde yayınlanmış bir kampanyanın (https://rb.gy/anazxv) uyarlaması olduğundan bahsediliyor… Gerekli izinler ve yasal süreçler yerine getirildikten sonra ne sakıncası olabilir anlamadık doğrusu…

Son olarak, dokuz günlük bayram tatilinin dönüşünde yollar elbette ki kalabalıklaşacak… Bu kampanyaya kulak asılması ve kurallara uyulması trafikteki herkesin canını koruyacaktır… Yolun sonu da bayram olsun…