AK Parti-MHP Cumhur ittifakının, PKK’yı silahsızlandırma planı tutmazsa ne yapacağı, yani B-planı az çok belli olmaya başladı: başarısızlığı CHP’ye yıkmak. Sanki İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşları 19 Mart sabahı sansasyonel bir şekilde gözaltına alınmasaydı da CHP meydanlara inecekmiş gibi, bunu “Terörsüz Türkiye” hedefine “sabotaj girişimi” haline getirmek. Bu senaryoyu son birkaç gündür MHP’nin daha birkaç ay öncesine dek “terörist” suçlamalarıyla kapattırmaya çalıştığı DEM’i gönül alıcı şirinliklerle Cumhur İttifakı saflarına çekmek için CHP’ye giderek artan dozda vurmasından da okuyabiliriz.
Artan dozun son örneğini 1 Nisan’da MHP lideri Devlet Bahçeli’nin MHP çizgisindeki Türkgün gazetesinde yayınladığı “CHP, kaos ve kargaşa çıkarma peşinde” değerlendirmesinde görüyoruz.
MHP’nin CHP’ye muhtırası
MHP lideri Bahçeli, Özgür Özel yönetimindeki CHP gün itibarıyla şöyle bakmaktadır:
CHP’nin sokak çağrıları “kamu düzenini bozmaya” yöneliktir,
“Bugünkü CHP” siyaset ahlakına değil, yalan ve iftiraya dayanmaktadır,
“Atatürk’ü araçsallaştırmakta” ama “emperyalizme uşaklık” etmektedir,
“Cumhur İttifakı gitsin de ülke yanarsa yansın” demektedir,
CHP’nin yanına küçük partileri alıp halkı sokağa çağırması toplumu isyana çağrıdır,
“Terörsüz Türkiye inşasına provokasyonlarla mâni olma çabasındadır.
Burada eleştirilecek birkaç nokta var. Örneğin MHP liderine göre Cumhur İttifakının yönetimden düşmesi, ülkenin batmasıyla adeta eşanlamlıdır. Örneğin, sürekli erken seçim isteyen taraf CHP olsa da toplumu isyana çağırmakla suçlanmaktadır. CHP İmamoğlu protestolarında muhalif kitleyi meydanlara çekip -birkaç kışkırtma dışında- kontrol altında tutarken AK Parti ve MHP’nin de kendi kitlesini kontrol altında tuttuğunu söylemek gerekiyor. Bahçeli’nin “karşılarına başkaları dikilirse” muhtemel çatışmalardan söz etmesi bu çerçevededir.
Bahçeli bu ağır suçlamalardan sonra CHP’ye sokaklardan uzak durmasını “ikazen hatırlatmaktadır”; bunun siyasetteki bir karşılığı da “muhtıradır”.
OHAL çağrısının eşiğinde durmak
Bir siyaset kurdu olan Bahçeli, adeta olağanüstü hâl çağrısının eşiğine gelip orada durmuştur; bir tek “ülke uçurumun eşiğine geliyor” demediği kalmış görünmektedir.
Keza CHP’nin kapatılması çağrısının da eşiğine gelip durmuştur. MHP, gün itibarıyla adeta CHP yönetimini Türkiye için PKK’dan daha büyük tehditmiş gibi gösterme söylemine kaymıştır.
Bir yandan Bahçeli’nin Özel’e 1 Ekim 2024 TBMM açılış davetinde, o günkü ağır sözlerine atfen “Üzülme, bazen siyaseten söylememiz gerekenler oluyor, siyasetin gereği olarak” dediğini hatırda tutmak lazım. Aynı gün Bahçeli’nin DEM Partiyle daha sonra PKK açılımına dönüşecek- ilk teması kurduğu gün olduğunu da. MHP şu anda adeta CHP’ye vurarak DEM’i TBMM’de Cumhur İttifakıyla birlikte hareket etmeye ikna etmeye çalışmaktadır. Bu da “siyasetin gereği” olabilir. Bir yandan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la birlikte Abdullah Öcalan’ın kendi ısmarladığı “silah bırakma ve örgütü fesih” çağrısına PKK’nın atacağı adıma sabırsızlanırken Bayram ziyaretinde CHP’nin yerini DEM ile değiştirme gibi jestler bir anda “siyaseten” yerini bambaşka bir tutuma bırakabilir.
Siyaseten DEM’e açılan kollar
Bayramlaşma sırasında MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman’ın DEM Parti ziyareti sırasında, CHP’nin İmamoğlu protestolarını sokakta yapma çağrısına DEM’in tutumunu takdir etmesi de “siyaseten” önem taşımaktadır. Büyükataman, DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan’ın, daha önce Bahçeli’nin de takdirini kazanan “CHP’nin eylemci kitlesi değiliz” çıkışına atıfta bulunmaktaydı.
Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olmak için TBMM’nin erken seçim kararı almasına, ya da Anayasa değişikliğine, AK Parti ve MHP oyları buna yetmediği için de DEM’e ihtiyacı var, elbette “siyaseten”.
PKK’nın Öcalan’ın silahsızlanma çağrısına kulak vermesi sadece Türkiye’deki iç siyasi dengelere bağlı değil, uluslararası siyasete de bağlı. Türkiye PKK’nın silahsızlanmasından sonra siyasi, hayata katılabileceğini tartışıyorsa ABD (ve İsrail) de HAMAS’ın silahsızlandırılıp Filistin siyasi hayatına katılabileceği ihtimalini tartışıyor; bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.
Siyaseten DEM’e açılan kollar keşke PKK’yı silahsızlandırma projesinin sonuç vermesiyle sonuçlansa. Ama ne proje tutmazsa şimdiden CHP’ye fatura etmeye çalışmak doğru ne de demokrasi ve hukuk mücadelesindeki her çıkışı yıkıcılık ve sabotaj olarak görmek.