Boykotun sebebi, gazetecilik refleksinin kaybedilmesi…

Bayram vesilesiyle Ankara’dan İzmir’e karayoluyla giderken Afyon’daki tesislerde durakladığımızda, CHP genel başkanı Özgür Özel’in ilan ettiği boykotun sarsıcı gerçeğiyle yüz yüze geldim.

Tesisteki onlarca işletme tıklım tıklım doluyken, boykot listesinin ilk sırasında yer alan mekan müşterisizlikten ağlama durumundaydı

‘Boykot’ sevimli bir sözcük değil; başka bütün yollar denendikten sonra akla gelebilecek bir yöntem… Son boykot ilanına itiraz edenler konunun bu yönünü düşünmüyorlar; oysa o yön önemli.

CHP, cumhurbaşkanı adayı da olan İstanbul’un büyükşehir belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cezaevine düşmesine yol açan süreci halka şikayet etmek için mitingler düzenledi.

Yıllardır bir araya geldiği görülmemiş kalabalıkların katılımıyla gerçekleşen mitingler…

İstanbul’un Saraçhane meydanı yüzbinleri ağırladı birkaç gece boyunca…

Maltepe’de ise milyonlar arefe günü düzenlenen mitingte buluştu.

Eşi benzeri görülmemiş mitingleri yalnızca birkaç TV kanalı naklen yayınladı; ‘haber kanalı’ olarak adlandırılan nicesi ise devasa kalabalıkları görmezden geldi.

Haber değeri görmediklerinden olabilir mi?

Olamaz. Mitingler her bakımdan ‘haber’ değeri taşıyan, görmezden gelinmesi mümkün olmayan cinsten birer olaydır… Ama birçok kanal haber değeri bulunmayan olayları ekranlarına taşıyarak veya gevezelikten öteye gitmeyen tartışmalarla ekranlarını meşgul ederek, mitinglerden uzak durdular.

Yaptıklarının yanlışlığı kürsüden ikaz olarak duyurulduğu halde…

Boykot bunun üzerine geldi.

Mitingleri ekranlarına taşımayan kanalların izlenmemesi tavsiye edilerek…

Yine bildiğini okudu ekranlara hükmedenler; mitingler aynı kanallar tarafından izleyicilerinden saklandı.

TV kanalları çoğunlukla değişik holdinglere ait. Kiminin arkasında yabancı markaların temsilcisi olan holdingler var. Kimi piyango ve bahis şirketlerinin sahibi. Arada yayınevleri ve dağıtım şirketleriyle irtibatlı olanlar da bulunuyor.

İkinci aşamada, kanallarında ülkenin merak ettiği olaya kör-sağır olan kanallarla aynı grup içerisinde yer alan diğer ilgi alanlarının da boykot listesine alındığı görüldü.

CHP lideri Özel açıkladı genişletilmiş listeyi…

Etkili oldu mu?

İlk bakışta, boykotun yurt çapında etkili olduğu anlaşılıyor.

İktidarın her düzeydeki sözcülerinin ve onları desteklemekle görevli sosyal medya kullanıcılarının -bunlara ‘trol’ deniliyor- verdikleri tepkiler yeterince açıklayıcı.

“Türkiye’yi topyekün tehdit etmektir” ile başlayıp “Hedefi, sosyal, siyasi, ekonomik kaos çıkarmak, amacı iktidar değişikliği sağlamak” tespitine kadar varan bir dizi açıklama geldi o çevreden…

En keskin açıklamalardan biri, dün İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan geldi. İşin içine İsrail’i de katan bakan, sabah 03.57’de attığı X mesajıyla, boykotun “Ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir darbe girişimi” olduğunu ileri sürdü.

Radyo ve televizyon yayınlarının temel ilkeler istikametinde yapılmasını sağlamakla görevli devlet kurumu RTÜK de, başkanı Bekir Şahin’in lisans iptaline gidileceği tehdidi ardından, mitingleri canlı yayınlayan kanallara ağır cezalarla devreye girdi.

Yayınlamayan kanallar değil, gazetecilik gereği yayınlamaktan uzak duramayan kanallar cezalandırıldı.

Bu arada, mitinglere katılan bir grubun güvenlik güçleri tarafından oldukça sert müdahaleleri sonucu önce gözaltına alınmaları, sonra da cezaevlerine gönderilmeleriyle, 300’den fazla genç, bayramı evlerinden ve ailelerinden uzakta geçirdiler.

İlan edilen boykota olumlu yaklaşan mesaj sahipleri de tehditlere muhatap.

Güncel tabloya bakanların yanlış izlenime kapılmaları kaçınılmaz…

CHP tarafından ilan edilmiş boykota karşı çıkan iktidar sözcüleri ile iktidar yanlısı yazar ve yorumcular, şimdi sert ifadelerle suçladıkları eylemin benzerini, ya bizzat benimsemiş ya da o eylemi kınayanlara karşı çıkmışlardı geçmişte…

Bizzat Tayyip Erdoğan, başbakanken, politikalarına karşı çıkan gazeteleri evlere sokmama, kanalları izlememe kampanyası açmıştı yıllar önce…

Şimdilerde boykotu en keskin ifadelerle kınayan ve boykottan yana olanları suçlayan AK Partili isimlerin, Erdoğan’ın başbakanlık döneminde ilan ettiği boykota verdikleri mesaj destekleri de arşivde duruyor.

Anayasa Mahkemesi’nin de boykotun ‘ifade özgürlüğü’ kapsamında olduğuna dair bir kararı bulunuyor.

Ne yönden bakarsanız bakın, boykota iktidar cephesinden verilen tepkilerin bir dayanağı bulunmuyor.

Ne yapılmalı?

Meydanları görmezden ve işitmezden gelen kanallar ile gazetelerin titreyip gazetecilik reflekslerine dönmelerine ne dersiniz?