DBL Entertainment diye bir şirket varmış meğer.
Konser, etkinlik düzenlermiş.
Varlığından haberim bile yoktu.
Sahibi, anayasal hakkını kullanıp eylem yapan gençlere “vatan haini” demese şirketten haberimiz bile olmayacaktı.
Gençlere vatan haini demesinin nedeni, Bağdat Caddesi’ndeki bir Espresso Lab’de yaşananlar.
Cumartesi günü, bu Espresso Lab önünde bir arbede yaşanınca, gençler vandal ilan edildi.
Oysa 334 Espresso Lab şubesi var.
Tekinin bile kılına kimse zarar vermemişken, niye orada olay oldu diye soran yok.
O şubeye oturtulanlar mitingden dönenlere önce laf sonra taş atınca kopmuş kıyamet.
DBL Entertainment’in sahibi Abdülkadir Özkan da gençlere “vatan haini” diye bu yüzden demiş.
Aylarca Mc Donalds’lara, Starbucks’lara, Burger King’lere, Coca-Cola taşıyan kamyonlara saldırıp cam çerçeve indirenlere gıkını çıkarmış olsaydı “Adam böyle şeylerden hoşlanmıyor” derdik, geçerdik.
Ama onlara tek kelime etmemiş, muhtemelen alkışlamıştır.
Ama işine gelmeyene boykot olduğu zaman vatan haini damgası.
Tipik bir AKP militanı tavrı.
Peki, gençler ne yapmış.
En doğal haklarını kullanmaya karar vermişler.
Abdülkadir Özkan’ın şirketinin düzenlediği konserleri protesto etmeye, boykot etmeye karar vermişler.
“Madem vatan hainiyiz, konserlerine de vatansever gençleri topla” demişler.
Abdülkadir Efendi hemen panik. Başlamış fırıldak gibi dönmeye. “Yanlış anlaşıldım, ben onu demek istemedim, vallahi billahi öyle yapmadım, sizi çok seviyorum aslında” demeye başlamış.
Oysa tek vukuatı bu olsa “Yanlış anladık adamı” diyebilir gençler.
Ama İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu’na da demediğini bırakmamış bir başka sosyal medya paylaşımında.
Ama işin ucu cebine dokununca hemen topaç.
Hemen fır fır.
Şaşırtıcı mı!
Hiç değil.
Kariyerine baktığınız zaman da anlıyorsunuz zaten kişiliğini.
Önce gazeteci imiş.
Bir bakıyorsunuz 2010 yılında Diyanet İşleri Başkanlığında müşavir.
Sonra Milli Eğitim Bakanlığında.
Ardından Başbakanlıkta.
AKP siyasetinin göbeğinde.
Aaa, sonra birdenbire konser organizatörü.
Ne alaka!
Belli ki orada bir açık var.
AKP’li olmayan organizatörlerin yerine “Bizden olsun” diye biri yaratılmak istenmiş belli ki!
Partili olmayan organizatörlerin etkinlikleri, festivalleri yasaklanırken, kamuya ait mekanlar onlara verilmezken, kendi organizatörlerini de yaratmışlar.
Diyanet nere, Trevor Noah, Muse, Ane Brun nere!
İlginç bir yolculuk.
Tam bir “Ne iş olsa yaparım abi”cilik.
Tipik bir siyasal İslamcılık.
Bu arada birileri de bu şirketin AKP’li belediyeler ve bakanlıklarla yaptığı işlere de bir bakar umarım. Tahmin ederim orada da sıkı bir maden vardır.
Ben bakmaya başladım bile.
Avrupa ve İsrail AKP’yi neden destekliyor
Özgür Özel, Avrupa ülkelerinin AKP’nin arkasında durmaya devam etmesine tepki gösterdi.
Etkisi olur mu!
Zor.
Yıllardır yazıp söylüyorum.
Türkiye’deki 23 yıllık iktidarın en önemli destekçileri İngiltere, AB ve İsrail.
Çok net ve çıplak gözle bile görülebilen bir tablo bu.
Bunun birkaç nedeni var.
AB açısından ilk neden, AKP iktidarının AB’ye üyelik konusunda arzulu olmaması. Onlar istemiyor, AKP iktidarı da hakkımız olan konuda ısrarcı olmuyor.
İkincisi ise göçmenler.
AB’nin en önemli korkusu bir göçmen akını.
AKP bunu durduruyor. Türkiye’yi göçmen hendeği yapıyor. Kendi ülkesinin geleceğini tehlikeye atma, demografisini bozma pahasına Avrupa’yı koruyor.
Bu yüzden de AB’nin aslında en sevdiği iktidar AKP.
Bu iktidarın devamını sağlamak için de, gerekli her anda yardım elini uzatıyor.
Dikkat edin seçim arifelerinde AKP’ye milliyetçi oyları kazandırmak için sahte bir gerilim yaratarak AKP liderine Avrupa’ya posta koyan dünya lideri görüntüsü veriyor ama bir yandan da “Medeniyetler İttifakı” ya da “BOP Eşbaşkanı” sıfatını da bahşediyor.
İngiltere’nin etkisi ise bambaşka.
Dünyada siyasal İslam ve tarikatlar üzerinde İngiltere’den daha etkili bir ülke yok. İngiltere’nin desteği bu açıdan çok önemli ve ABD politikasında da İngiltere ciddi bir mihenk taşı.
İsrail’in desteğini görmemek içinse kör olmak lazım.
İçerde dövecek kum torbası kalmayınca, AKP’yi “en kahraman Rıdvan” pozisyonuna sokmak için İsrail hemen devreye giriyor. Şahane bir kayıkçı kavgası ile AKP’ye ülke içinde popülarite kazandırıyor.
Saçmaladığımı mı düşürüyorsunuz.
Eğer öyle düşünüyorsanız İsrail’de Netanyahu’nun şu anda neyle suçlandığına bir bakmanızı öneririm.
Şu anda Netanyahu seçim kampanyasında bir yabancı ülkeden yasa dışı milyonlarca dolar almakla suçlanıyor. Katar Devleti, Netanyahu’nun partisine 2012 seçimlerinde 432 milyon TL, 2018 seçimlerinde ise 1 milyar 500 milyon TL destek olmuş.
Yeter ki Netanyahu seçilsin diye.
Yanlış okumadınız, Netanyahu’ya bu parayı veren Katar.
Hani şu bizim Tank Fabrikası’nı bağışladığımız Katar.
O yüzden Özgür Özel istediği kadar öfkelensin Avrupa, İsrail ve tabii ABD AKP’yi desteklemekten vazgeçmez.
Ta ki, o ülkelerdeki iktidarlar AKP’yi desteklemenin kendilerine kendi ülkelerinde oy kaybettirdiğini görünceye kadar.
Böyle müftünün diyeyim gerisini siz söyleyin
Buna din adamı demişler.
Müftü yapmışlar.
Çatalca Müftüsü’nden söz ediyorum.
Volkan Konak’ın ölümü üzerine “Gebermiş” diyen sözde din görevlisinden.
Sokaktaki itin kopuğun, troll puştun, anası babası belirsiz rezilin her türlü haltı yemesine alıştık ülkede.
Hiçbir etik, ahlaki, insani, kanuni değere sahip olmayan aşağılıklar onlar, biliyoruz da.
Maaşını benim içtiğim içkinin ÖTV’sinden, benim ödediğim KDV’den, benim gelirimin vergisinden alan bu “utanma özürlü” adamın bunlarla aynı tıynette olmasını aklım almıyor.
Bu adam din adamı hesapta.
“Barış dini”, “kolaylık dini”, “tüm insanlığın dini” denilen İslam’ı anlatmakla görevli herifin yaptığına, söylediğine bakın.
Sonra gençler niye ateist oluyor, niye deist oluyor!
Böyle adamlar İslam’ı temsil ettiği sürece başka ne olmalarını bekliyorsunuz ki!
Bu kafa ile katil olmadıklarına dua edin.
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Din adamlarında asgari de olsa bir ahlak aradığımız zaman.