Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diploması, haksız ve hukuksuz olarak iptal edilip, kendisi de hapse atılınca...
CHP nihayet, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti’ni korumak konusunda uyandı!
***
Ama artık çok geç kalındığı için, direniş için kullanılacak olan araçlar çok sınırlanmış ve kısıtlanmıştı:
1) İktidarın denetlenmesi sınırlanmış ve kısıtlanmış, örneğin, Anayasa’da bağımsız olduğu yazılan ve öyle olması da gereken Yargı, doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı’na bağlanmıştı.
2) Hemen hemen bütün medya, birkaç istisna hariç, iktidarın denetimine tabi kılınmıştı.
3) Özerk kurumlar dahil, bütün bürokrasi, tamamen Cumhurbaşkanı’nın kişisel emrine verilmişti.
4) Bütün üniversiteler, YÖK üzerinden Cumhurbaşkanı’na bağlanmıştı.
5) 23 yıllık İktidar döneminde, 35 yaş altı nüfus, “Şahsım Devleti”nden başka bir yapı görmemiş, “devlet korkusu ya da saygısı” doğrudan doğruya bu iktidar ile özdeşleştirilmişti.
***
İmamoğlu’na yapılan haksızlık ve hukuksuzluk CHP’yi nihayet, çok geç de olsa, uyandırdı:
Liderlik kadrosunu değiştirmiş olarak bir süre eski uykusunun mahmurluğunu sürdürdükten sonra, Cumhuriyet Rejimi’ni, Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti’ni korumak için, Ekrem İmamoğlu’na yapılan haksızlık ve hukuksuzluk üzerinden, Özgür Özel’in liderliğinde harekete geçti.
Ama bu gecikme şu önemli sonuçları doğurmuş görünüyor:
1) Cumhuriyet’i, Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti’ni korumak isteyenler, CHP’yi aştı ve Demokratik tepkilerde onun önüne geçti.
Böylece Parti, toplumu hareket geçirmek konusunda hiçbir sıkıntıyla karşılaşmadı ve kendisini çoktan aşmış olan toplumsal birikimi kanalize etmekte güçlük çekmedi.
2) İktidar, 23 yıllık yönetimiyle, Demokratik ve Anayasal barışçı direniş yollarını sınırlamış ve kısıtlamış olduğu için, CHP’nin bugünkü direnişi, iktidarın daha da sertleşen tepkilerine yol açtı, daha çok insan hapse atıldı.
3) Geç de olsa başlatılan bu direniş, otoriter gidişatı engellemek isteyenlerin gözünde, Ekrem İmamoğlu’nu ve Özgür Özel’i, işlevsel olarak yıldızlaştırdı.
4) CHP, 2023 seçimlerinde, Demokrasi’yi savunmak için çeşitli parti ve toplumsal kesimlerde bulduğu müttefikleri, seçimi kaybederek düş kırıklığına uğrattığı için, bugün, hem öteki partiler hem de toplumun geniş kesimlerinden destek görmekle birlikte, kuşku ile izlenen, yaptığı liderlik, eleştirel biçimde gözlenen bir duruma düştü.
5) CHP, Ekrem İmamoğlu için yaptığı önseçimde aldığı sonuçla ve ayrıca Saraçhane Direnişi sırasında milletvekillerini ve parti örgütlerini iyi kullandığı için bu direnişte başarılı göründü.
6) Ama sonuçta:
a) İki siyasal parti genel başkanı hâlâ hapiste.
b) Gezi direnişi mağdurları hâlâ hapiste.
c) CHP’li ve DEM Partili bazı belediye başkanları hapiste.
d) CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hapiste.
e) Birçok belediye çalışanı, iş insanı, şirket mensubu, gazeteci hapiste.
f) Çoğu öğrenci olan direnişe katılanların bir bölümü hapiste.
g) Birçok belediyeye kayyım atandı.
h) Televizyonlara cezalar verildi, yayınlarına sınırlama ve kısıtlamalar getirildi.
ı) Haksız ve hukuksuz uygulamaların gerekçeli haberleri tetikçi iktidar medyasında çarşaf çarşaf yayımlandı ve karakter suikastları gerçekleştirildi.
i) İktidarın daha sert tedbirler alacağı belirtildi ve bu konuda beklentiler yaratıldı.
j) Muhalefet’in 2028 seçimlerini erkene almak için yeterli TBMM sandalyesi yok.
7) Ve bugün:
Bir kişinin en çok iki kez Cumhurbaşkanı olabileceğini belirten Anayasa hükmüne karşın, Erdoğan, üçüncü kez cumhurbaşkanı olarak...
Dördüncü kez aday olmaya da hazırlanarak...
Ve tarafsızlık yemini etmiş olmasına rağmen AKP Genel Başkanı kimliği ve işleviyle...
Hâlâ başımızda. AMA “ŞAHSIM DEVLETİ REJİMİ” ÜLKEYİ YÖNETEMİYOR!
BAKALIM SİYASET, BU ÇELİŞKİYİ NASIL ÇÖZECEK?