En zor eşik bundan neredeyse yarım asır önce PKK’yı kuran Abdullah Öcalan’ın, örgütün artık ömrünü doldurduğunu, silah bırakıp kendisini feshetmesini söylemesiydi.
27 Şubat’ta üçüncü defa İmralı’ya giden DEM Parti heyetinin Öcalan ile dört saat sonra İstanbul’da yaptıkları açıklamada bu üç unsuru da açık ve başka anlama gelmeyecek şekilde söylemesiyle bu en zor eşik aşıldı.
Şimdi sıra PKK’nın ana karargâhının bulunduğu Irak’ın Kandil Dağlarından ne yanıt geleceğinde. Kandil’deki en kıdemli isim, Öcalan ile birlikte 1978’de PKK’nın kuruluşunda bulunup bugün hayatta ve yanında kalan tek isim olan Cemil Bayık. Öcalan’ın talimatına uyarak Kongre toplayıp silahlı mücadeleye son vererek PKK’yı fesih kararı alacaklar mı? Yoksa yollar ayrılacak mı? Bu ikinci eşik olacak. Alırlarsa sayıları özellikle de Suriye iç savaşında ABD ile işbirliği yapmalarından bu yana on binleri bulan militanların hepsi buna uyacak mı?
Ankara’daki değerlendirmeler PKK Öcalan’a uysa bile örgütten daha radikal kopmaların olabileceği yönünde; ona karşı bir hazırlık var görünüyor.
Birkaç eşik var
Bu önemli ayrıntı. Çünkü basın açıklamasının sonunda Sırrı Süreyya Önder’in Öcalan’dan aktardığı, hükümetin de demokratik ve hukuki adımları atma temennisi, bu eşik aşılmadan atılmayacak gibi görünüyor.
Çünkü arada bir eşik daha var. Onu da AK Parti Başkanvekili Efkan Ala söyledi: “Önemli olan sonuçtur, biz de sonuca bakacağız.” Yani PKK Öcalan’a uyduğunu ilan edecek ve fiilen silah bırakıp örgütünü dağıtacak. Hükümet de ondan sonra kendi adımını atacak, daha Meclis aşamaları var, öyle anlaşılıyor.
Ama en zoru aşıldı. Daha alınacak çok yol olsa da bir dönüm noktası geride kaldı.
Yenilgi kabulüne benziyor
Bu açıklamayı bir uzlaşma belgesi gibi algılamaktansa bir yenilgi kabulü, hiç değilse yenilginin kansız olma fırsatı olarak okumak daha doğru. Kötü anlamıyla söylemiyorum; çünkü sayılan birkaç eşik önümüzdeki hafta ve aylarda aşılabilirse o zaman iç barışa doğru adımlar ayılabilir.
Bunu Öcalan’ın DEM Partililer tarafından okunan çağrısını dikkatlice tahlil ederek anlayabiliriz.
Önce tarihten başlayalım. Öcalan’ın el yazısıyla orijinali de sosyal medyaya düşen çağrısının altındaki tarih 25 Şubat 2025. DEM’lilerin İmralı’ya gidip mektubu alıp açıkladıkları tarih ise 27 Şubat. İki günlük gecikme, metnin Adalet Bakanlığı, MİT ve devletin diğer kuruluşlarındaki uzmanlarında iki anlama gelebilecek şifreli sözcük ve ifadeler bakımından kontrolünden kaynaklanıyor olabilir.
Metnin tamamını ise üçe ayırmak mümkün:
1- PKK’nın kuruluş koşul ve nedenleri,
2- Özeleştiri ve “ömrünü tamamlama” saptaması,
3- Gerekçeli bitiş kararı.
Sert özeleştiri
Öcalan PKK’nın kuruluş gerekçesini “reel-sosyalizm” olarak ifade ettiği Sovyetler Birliğinin varlığı ve ABD ile Soğuk Savaşı ortamına ve 1971 ve 1980 askeri darbeler sürecinde Kürtçenin yasaklanıp “Kürt yoktur” propagandasına dayandırıyor. “Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin” güç ve taban bulmasını, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasıyla açıklıyor. PKK’yı kurarlarken Marksist-Leninist parti programı benimsemelerini de yine “reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisin” yani Sovyetler Birliğine, Moskova’ya bağlıyor.
Bu cümleyle özeleştiri kısmına giriyor.
1990’larda Sovyetlerin çöküşü ve Turgut Özal döneminde Kürtçe müzik ve yayın satışının başlamasından Tayyip Erdoğan döneminde TRT’de Kürtçe kanal kurulmasına dek gelişmeleri “ülkede kimlik inkarının çözülüşü” olarak tanımlıyor. Öcalan için bir eşik bu olmuştur. 1993’te 33 erin şehit edilmesi olayıyla bozulan ateşkes süreci Sovyetlerin çöküşü ardından bu eğilime girdiği ama -örneğin Suriye, Yunanistan, İran gibi- dış aktörlerin de etkisiyle vaz geçtiği hatırlanabilir. Öcalan şimdi aradan 30 yıl geçip on binlerce insan öldürüldükten sonra bu gelişmelerin değerlendirilmemesinin PKK’yı “anlam yoksunluğu ve aşırı tekrara” düşerek “ömrünü tamamlamasına” yol açtığını öne sürüyor.
Kürt bağımsızlığını terk
Öcalan’ın PKK’yı silah bırakma ne kendini fesih çağrısının belki en dikkat çekici bölümlerinden biri de “aşırı milliyetçi savruluş” özeleştirisiyle birlikte “ayrı ulus-devlet” diye ifade ettiği bağımsız Kürdistan, federasyon, idari özerklik gibi taleplerden vaz geçmesi. Öcalan artık bunların “tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamadığını” söylüyor. Hatta bunlara “kültüralist çözümler” tanımıyla, sanırım Kürtçenin zorunlu eğitim dili olması talebini da katıyor.
Bunlar yarım asırdır PKK’yı silahlı saldırıların yanı sıra tanımlayan taleplerdi. Kurucusu tarafından yanlış bulunup inkâr edilmesi elbette ve belki de kendi açılarından en önemli eşik sayılmalı.
Öcalan “bin yılı aşan” Kürt-Türk ilişkilerini son 200 yıldır “kapitalist modernitenin” güncel deyimle Batı’nın parçalamak istediği söylemi ise resmi söylemden pek farklı değil.
Biraz da bunlar yüzünden bu metni pazarlık-uzlaşma değil de hiç değilse finalin kansız olma fırsatı olarak, teslim belgesi olarak görmek daha doğru sanırım.
Kansız bir final talebi
Bu noktada Öcalan’ın silah bırakma ve fesih koşulu olarak değil, ama AK Parti’den CHP’ye bütün ana akım partilerin söylemi olan “Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak” amacıyla hükümetten taleplerine geliyoruz. Bu bölüm, “Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır” diye başlıyor. “Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir” diye tamamlanıyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024 Meclis açılışında DEM Partililere gidip ellerini sıkmasıyla iktidarda başlayan PKK’ya “en zor eşik” dediğimiz silah bırakma çağrısı da bundan sonra geliyor:
• “Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.
• “Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”
“Varlığı zorla sona erdirilmemiş” demek, biz kendimizi feshetmezsek Türkiye askeri zorla yok etme imkânlarına sahip demek oluyor Öcalan’ın karmaşık tanımlarına göre herhalde.
Bahçeli’nin anahtar rolü
2024 seçimleri öncesi ve sonrasındaki siyasi atmosferde sırf DEM Partiyle konuştu diye iktidara yakın medyanın CHPKK söylemini hatırlayalım. O atmosferde, Türk milliyetçiliği ideolojisinin markası haline gelmiş MHP’nin lideri, Bahçeli dışında Öcalan Açılımı kimden gelseydi taşa tutulurdu.
Herkesi ters köşeye yatıran bir hamle yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile adeta “iyi polis kötü polis” oyunu oynadılar; Erdoğan hiç doğrudan üstlenmedi projeyi, Bahçeli’yi desteklemekle yetindi.
Bahçeli’nin çıkışının Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olabilmesi ve Anayasa değişikliği için DEM Parti TBMM Grubunu yanına çekme boyutu da vardı. Nitekim İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu bütün süreci “Erdoğan’a ömür boyu başkanlık pazarlığı olarak” görüyor ve karşı çıkıyor. Şu ara iktidarla büyük sorunlar yaşayan CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel’in, “Terör örgütünün silah bırakması ve kendini feshetmesi çağrısı önemlidir. (…) Çözüm için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız” demesi de önemlidir ve kıymeti bilinse iyi olur.
Devamı gelir de iktidarın “Terörsüz Türkiye” sloganı tutarsa bu, sarsıntılı günler geçiren uluslararası siyasette de Türkiye için aşılmış bir eşik sayılacaktır.
Onun ilk ve en önemli aşaması geçildi sadece.