GEÇEN yıl bu zamanlar olsaydı ve bugünkü yazımızda aktaracağımız hadiselerden söz edilseydi, buradaki anlatım olsa olsa kurgu olarak görülür, muhtemelen gülüp geçilirdi.
Nasıl görülmesin ki?
Birleşmiş Milletler’de ABD, Rusya, Belarus ve Kuzey Kore’nin el ele tutuşacaklarına, Avrupa ülkelerinin de blok halinde bu grubun karşısında duracağına, buna karşılık İran ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin de bu çekişmede çekimser kalacaklarına kim inanırdı?
Değineceğimiz olaylar, işlerin iyice çığırından çıktığı bir dünyada, ABD ile Rusya’nın işbirliği yaparak Avrupa’yı aralarında sıkıştırmalarının anlatıldığı renkli bir film dizisi olabilirdi, usta bir senaristin yaratıcılığının eseri olarak.
Çoğumuz, ne kadar gerçekçi görünmese de “film işte...” diyerek, ilgiyle izleyebilirdik Hollywood yıldızlarının rol aldıkları bu diziyi. Muhtemelen de eğlenceli bulurduk.
Yakın zamanda ancak kurgu olarak tasarlanacak bir anlatı, gerçek olmuştur önceki gün BM’nin New York’taki merkezinde.
BM’DE KIYASIYA DİPLOMASİ SAVAŞI
Konuya girerken önce zamanlamanın altını çizelim. Önceki gün, Rusya lideri Vladimir Putin’in kararıyla Rus ordusunun Ukrayna’yı işgalinin üçüncü yıldönümüydü.
Rus tanklarının doğu sınırından Ukrayna’ya girmesiyle başlayan, 7 milyon dolayında Ukraynalının ülkesini terk etmek zorunda kalmasına ve on binlerce insanın ölümüne yol açan bu savaşta tam üç yıl geride bırakılmış bulunuyor.
İşte bu vesileyle BM Genel Kurulu’nda önceki gün olağanüstü gündemli bir oturum düzenlendi. Bu oturum, genel kuruldan Rusya’nın işgaliyle ilgili olarak çıkartılacak karar metni üzerinde kıyasıya bir diplomasi savaşına da sahne oldu.
ABD, RUSYA’NIN ELEŞTİRİLMESİNDEN RAHATSIZ
Önce Ukrayna’nın görüşleri doğrultusunda AB ülkelerinin geniş katılımıyla 54 ülkenin imzasını taşıyan birinci karar tasarısı genel kurula sunuldu. Bu tasarı, Rusya’nın hareketini “işgal” ve “saldırganlık” olarak nitelendiren ve bu ülkeyi işgal ettiği topraklardan çekilmeye çağıran ve işlediği ciddi suçların soruşturulmasını talep eden bir içeriğe sahipti.
Aslında daha önce 2023 yılında BM Genel Kurulu’ndan bu konuda geçmiş olan karar tasarısına benzer bir içerik taşıyordu.
Bu yönüyle Rusya’yı rahatsız etmesi kaçınılmazdı. Burada ilginç olan nokta, Rusya ile birlikte, Donald Trump’ın başkanlığını yaptığı ülkenin, yani ABD’nin de bu karar tasarısından rahatsız olmasıydı.
Ancak ABD’nin rahatsızlığı ve karara karşı yaptığı eleştirel çıkışlar sonucu etkilemedi. Genel Kurul’da yapılan oylamada karar tasarısı 93 ülkenin ‘evet’ oyuyla kabul edildi. Oylamada 18 ülke ‘hayır’ oyu kullanırken, 65 ülke de çekimser kaldı. Toplam 17 ülke ise oylamaya katılmadı.
DÜNYADAKİ YENİ KÜMELENMEYE DOĞRU
Bu kararın oylama kalıpları, 2025 yılı şubat ayının son haftası itibarıyla uluslararası alanda güç dengelerinin ne yönde şekillenmekte olduğunu, dünyada nasıl bir kümelenmenin ortaya çıktığını göstermesi bakımından son derece çarpıcıdır.
Yapmamız gereken birinci tespit, aleyhte ya da çekimser oy kullanan ve katılmayan ülkelerin toplamı 90’a ulaşırken, ‘evet’ oyu kullananların toplamının (93) bunun üstüne çıkmış olmasıdır. BM’deki çoğunluk, az bir farkla da olsa Ukrayna’yı işgali karşısında Rusya’ya açık bir tavır sergileyebilmiştir.
Bununla birlikte, daha önce 23 Şubat 2023 tarihinde yapılan benzer bir kararın oylamasında ‘evet’ oylarının 141’e kadar çıkmış olduğunu da hatırlamalıyız. ABD, o tarihte Rusya’ya karşı karara ‘evet’ oyu veren cephenin başını çekiyordu.
‘HAYIR’ DİYEN 18 ÜLKENİN LİSTESİ
Çarpıcı olan hususlardan biri, önceki gün bu karara Rusya ile birlikte ‘hayır’ oyu kullanan ülkelerin oluşturduğu ilginç kümedir. Tabloda şu ülkelerin adları yazılı:
ABD, Rusya, Belarus, Burkino Faso, Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kuzey Kore, Sudan, Nijer, Nikaragua, Palau, Ekvator Ginesi, Eritre, Haiti, Macaristan, Marşal Adaları, Mali, İsrail...
Bu arada, çekimser kalan 65 ülke arasında birçok Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkesini görmek mümkün. İlginç bir diğer husus, İran ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin bu oylamada çekimser kalmış olmalarıdır.
Bu grupta Hindistan, Brezilya ve Arjantin gibi önemli ölçekteki aktörlere de dikkat çekebiliriz. Arap ülkeleri de ağırlıklı olarak çekimser kalmayı tercih etmiştir. Ürdün ve Mısır, ABD’nin yakın müttefikleri olmakla birlikte, ABD-Rusya ikilisine karşı tutum sergileyerek tasarıyı desteklemiştir.
Oylamaya katılmayanlara gelince, Azerbaycan, Gürcistan, Venezuela bunlar arasında sayılabilir.
AB CEPHESİ, ABD’Yİ NASIL GERİLETTİ?
Bu oylamadan sonra işler daha ilginç bir görüntü kazanmıştır. Çünkü bu kez ABD’nin kaleme aldığı ikinci bir karar tasarısı genel kurul gündemine sunulmuştur; üç kısa cümleden oluşan üç paragraflık bir tasarı... Üçüncü paragrafında çatışmanın bir an önce sona erdirilmesi ve taraflar arasında kalıcı bir barış çağrısı yapılan bu metinde Rusya’yı rahatsız edici hiçbir ifade yer almıyordu.
Ancak ABD’nin bu tasarısı genel kurulunda AB ülkelerinin verdikleri değişiklik önergelerinin yarattığı setle karşılaşmıştır. “Rusya’nın işgal”inden söz eden ve Ukrayna’nın “toprak bütünlüğüne” vurgu yapan üç ayrı değişiklik önergesinin kabulüyle, sonuçta ABD’nin kaleme aldığından çok farklı bir metin çıkmıştır genel kuruldan.
Tasarının imzacısı olmakla birlikte, ABD, içeriği değiştirildiği için bu kez çekimser kalmıştır.
Yapılan oylamada bu tasarı da yine 93 lehte oy almıştır. Karşı oy kullananların sayısı bu kez 8’e düşmüştür. Kuzey Kore ve Belarus yine Rusya’nın yanında yer alırken, İran ve Çin Halk Cumhuriyeti bir kez daha çekimser kalmayı tercih etmiştir.
Göze çarpan bir konu, ABD tasarısına müdahale eden değişiklik önergelerine 27 AB üyesinden 24’ünün imza atmış olmasıdır. Birleşik Krallık ile birlikte toplam imzacı sayısı 25’e çıkmıştır. AB içinden İtalya, Macaristan ve Slovakya değişiklik tekliflerine katılmamıştır.
Bunlardan İtalya ve Slovakya, en son aşamada yine de değiştirilmiş metnin bütününe olumlu oy kullanırken, Macaristan çekimser kalmıştır. Macaristan ilk kararda da AB birliğini bozan tek ülkedir.
ABD, AB’DEN RÖVANŞI GÜVENLİK KONSEYİ’NDE ALDI
Sonuçta, her iki karar tasarısı da Ukrayna açısından büyük bir diplomatik başarının altını çizmiştir. Gelgelelim, ABD’nin Rusya ile birlikte veto yetkisine sahip olduğu Güvenlik Konseyi’nde işler biraz farklı yürümüştür.
ABD, önceki gün Genel Kurul’da yaşadığı bu yenilginin hemen ardından, bu kez Güvenlik Konseyi’ne yine Rusya’yı rahatsız etmeyecek bir içerik taşıyan, işgalden söz etmeyen genel içerikli bir karar tasarısı sunmuştur.
Bu oylamada ABD, Güvenlik Konseyi’nde yine Avrupa cephesi ile karşı karşıya gelmiştir. Ancak ABD tasarısı bu kez 5 çekimsere karşılık 10 oyla geçmiştir. Oylamada daimi üyelerden Fransa ve Birleşik Krallık çekimser kalmıştır. Güvenlik Konseyi’nin daimi olmayan, geçici üyelerinden Danimarka, Slovenya ve Yunanistan da çekimser grupta yer almıştır. Buna karşılık ABD, Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti bu kararda ortak çizgide hareket etmiştir.
Güvenlik Konseyi’ndeki Rusya temsilcisi, konuşmasında ABD’nin tutum değişikliğinden övgüyle söz etmiştir.
TÜRKİYE’NİN BATI POLİTİKASINDA YÖNELİŞ NEREYE?
İşte önceki gün meydana gelen ve ancak çok özet aktarabildiğimiz bu gelişmeler, Trump’ın gelişiyle birlikte uluslararası sistemde ne kadar kuvvetli bir altüst oluşun yaşandığını, düne ait bildiğimiz bütün ittifak kalıplarının tersyüz olduğunu, bambaşka bir dünyaya girdiğimizi gösteriyor.
Batı dünyasında ABD ve AB arasında ilk kez bu ölçekte büyük bir kopmanın yaşandığını görüyoruz. Bir tarafta Ukrayna’nın Rusya tarafından işgaline karşı çıkan AB, diğer cephede ise işgalci Rusya ile kader birliği yapmış görünen Trump’ın ABD’si var karşımızda. Kuzey Kore, Belarus gibi ülkeler de bu ikiliyle saf tutuyor.
Peki Türkiye bu ayrışmada nerede duruyor?
Türkiye, önceki gün BM’de her iki oylamada da AB ülkeleriyle birlikte Rusya’nın işgali altındaki Ukrayna’nın yanında durmuştur. Bu meselede ABD ile AB arasında patlak veren ayrışmada Türkiye yönünü AB’ye doğru çizmektedir.
Türkiye’nin Batı dünyası ile ilişkileri ve bu ilişkilerin bütünü içinde ABD ve AB eksenlerinin ağırlıklarını önümüzdeki günlerde yoğun bir şekilde tartışacağımız anlaşılıyor. Önceki gün BM’de yaşanan gelişmeler, bu tartışmaya belki de çarpıcı bir giriş oluşturmaktadır.