Türkiye ve Kırk Haramiler

Çok kutuplu istikrarsızlık dönemine giren dünya, yasal veya etik hiç bir kuralın geçerli olmadığı bir “Kırk Haramiler çağı”na doğru hızla yol alıyor. Olayların haklı çıkardığı bu tanımlamayı birkaç somut örnekle açıklamakta yarar var.

UKRAYNA’YA KİM EL KOYACAK?

ABD ve Batı’nın (NATO-AB), Kırım’ı işgalinde sessiz kaldığı, sonrasında kışkırtıp Ukrayna’ya saldırttığı Rusya, Ukrayna’da Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde bir “geçiş yönetimi” kurulmasını önerdi. Bu önerinin arkasında, Ukrayna’da kendisine yakın bir yönetimi işbaşına getirme planı yatıyor.

ABD bu öneriye, “Ukrayna’nın seçilmiş bir yönetimi var”. gerekçesiyle karşı çıktı. Halbuki Trump, daha kısa süre önce, Zelenski’yi, meşru olmamakla itham etmiş, seçimlere gitmesini önermişti. ABD’nin şimdi Zelenski’ye arka çıkma nedeninin, Ukrayna’nın, başta değerli madenleri olmak üzere, varlıklarına el koyma anlaşmasının imzalanması beklentisi olduğu görülüyor. Bu anlaşmanın, sanki Ukrayna, ABD ile savaşmış ve yenilmiş de tazminat ödemek zorunda olan bir ülke imiş gibi maddeler ve koşullar içerdiği anlaşılıyor.

Avrupa (AB), Rusya’nın önerisine karşı çıkıyor ama Ukrayna’ya, BM’yi dışlayan, askerini Türkiye’den alacağı bir “Avrupa savaş gücü” göndermeyi planlıyor. Karşılığında, yıllardır her konuda oyaladığı Türkiye’ye, en küçük bir karar yetkisi ve hakkı vermeye yanaşmıyor.

TRUMP’IN GRÖNLAND TAKINTISI

Trump, NATO müttefiki Danimarka’ya ait Grönland’a el koyma tehdidinde bulunuyor. Yardımcısı Vance, Grönland’lılara, Danimarka’nın adanın güvenliğini ihmal ettiğini, adanın, Rusya ve Çin tehdidi karşısında ABD güvenlik şemsiyesi altına girmesini öneriyor.

Filistin’e destek veren bir Türk öğrenciyi bile sınır dışı etmeye kalkışan Trump’tan cesaret alan, Ortadoğu’nun haramisi İsrail, ateşkes anlaşmalarını yok sayarak Gazze’ye saldırılarını sürdürüyor. Bölgeye insani yardım ulaşmasını engelliyor, elektriği, suyu kesiyor. Süregiden soykırıma ABD açıkça, AB ise sessiz kalarak destek veriyor.

TÜRKİYE’YE TELKİNLER!

İsrail Suriye’de işgalci güç gibi hareket ediyor. Ama Trump, Erdoğan’a; Rubio, Fidan’a, Türkiye’nin Suriye’yi rahat bırakmasını; ABD’nin himayesinde yapılan SDG-HTŞ anlaşmasını sıkıntıya sokmamasını; Suriye’de İsrail ile karşı karşıya gelmemesini; İran’ın Suriye’de etkili olma girişimlerini desteklememesini; Ortadoğu’da bir Kürt devleti yaratılmasını tehlikeye sokacak davranışlardan uzak durmasını -haydi diplomatik dille söyleyelim- telkin ediyor.

İSRAL’İN DERDİ

Tam bu sırada, İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii eski üst düzey görevlisi Shay Gal, Jerusalem Post’taki makalesinde, Türkiye’nin, NATO’nun Akdeniz Diyaloğu ortağı* olan İsrail’in, Eylül 2025’te Bulgaristan’da planlanan NATO tatbikatına katılmasını veto ettiğini yazıyor. Türkiye’nin, NATO’nun temel stratejik ilkelerinden uzaklaştığını, bu kararın, İsrail’e zarar vermek yanında, ittifakın birliğini ve ortak savunmayı da zayıflattığını ileri sürüyor. Ankara’nın önceliklerinin ittifakın önceliklerinden giderek ayrıldığını, Rusya ve İran’a, Batı savunmasındaki bölünmeleri istismar etme fırsatı verdiğini söylüyor. İsrail’in, 1990’ların İsrail’i olmadığını ise görmezden geliyor.

Gal, Türkiye’nin Suriye’deki askeri harekâtlarının, NATO’nun Ortadoğu stratejisini zora soktuğuna; PKK’yi bahane ederek IŞİD’e karşı mücadelede NATO üyesi devletlerin müttefiki Kürt güçlerini hedef almasının, koalisyonun çabalarını baltaladığına, terörle mücadeleyi tehlikeye attığına ve bölgede istikrarsızlığı artırdığına işaret ediyor. NATO’nun kritik savunma kararlarını tek bir devletin engellemesini önlemek için “oydaşma-consensus”** ilkesinin, “nitelikli çoğunluk” veya “oydaşma-eksibir” ile değiştirilmesini öneriyor.

TÜRKİYE VE KIRK HARAMİLER

Fotoğraf nettir. Türkiye, önümüzdeki dönemde, birçoğu müttefiki olan, antlaşma, hukuk tanımayan, ülkelerin varlıklarına hatta topraklarına, zorbalıkla el koymakta kararlı, güçlü “Kırk Haramiler”le birlikte yaşamak zorunda kalacaktır. Varlığını koruyabilmesi, arkasında ulusunun gücü bulunan, meşruiyeti tartışmasız bir yönetime sahip olmasına bağlıdır.

* Bu satırların yazarı, Türkiye adına 1996 yılında, İsrail’in NATO ile ortalık ilişkisini teşvik etmiş, yol göstermiştir.

Çöl Devriyesi: Ürdün Anıları, Süha Umar, Boyut Yayıncılık.

** NATO’da kararlar oylanmaz. “Silence procedure-sessizlik yöntemi” ile alınır. İtiraz eden olmazsa karar “oydaşma-consensus” ile alınmış sayılır.