Mayıs 2023 genel seçiminde CHP 13.374.463 oy aldı ki içinde ittifak oyları da vardı. Mayıs 2023’teki 13.3 milyon oydan Mart 2025’te 15.5 milyon gönüllü desteğe dönüşen ön seçim ülke siyaseti için önemli bir kırılma ve değişme potansiyelini ima ediyor. Cumhurbaşkanı adaylığı ön seçiminde 1.878.149 CHP üyesinden 1.654.651’i oy kullandı. Yaklaşık 62 milyon seçmenin 13.844.070’i dayanışma sandıklarında İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı için arzu ve irade beyan etti
CHP cumhurbaşkanlığı adaylığı için önseçim yapacağını ilan ettiğinde kamuoyunun bir kısmı tek adaylı bir önseçimin anlamlı olmadığını düşünmüştü. Halbuki ön seçim kararı CHP ve Ekrem İmamoğlu açısından stratejik bir hamleydi.
İmamoğlu açısından meselenin iki yanı vardı. Birincisi, “ahmak davası” diye bilinen davanın onaylanmasıyla siyasi yasak, diploma iptaline varan hukuk garabeti gibi nedenlerle önünün kesileceği olasılıkları gündemdeydi. İktidarın bu hamlelerine karşı İmamoğlu savunma hattını toplumdan kurmaya çalıştı.
Gözaltına alınırken söylediği gibi “kendini millete emanet etmek” stratejisi her zaman öncelikliydi. Baştan beri İmamoğlu stratejisini “CHP ile beraber ama CHP’yi aşan” bir yerden kurmaya çalıştı.
İkincisi, İmamoğlu cumhurbaşkanlığı adaylığını hedefleyen siyasi yolculuğunu 2018 İstanbul seçimlerini kazandığı günden başlayarak adım adım kurdu. 29 Mayıs 2023 sabahı, kaybedilen cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen ertesi günü sabahında başlattığı ‘değişim’ tartışmaları, partisini kurultaya zorlayışı, Özgür Özel’in Kılıçdaroğlu’na karşı genel başkanlığı kazanışı, CHP’de gözlenen yeni bir dinamizm ve ardından yerel seçim başarısı. Tüm bu süreçlerin ateşleyicisi ve lideri İmamoğlu oldu. Yeni bir aşama olarak, ön seçimle CHP’nin Cumhurbaşkanı adaylığına hukuki ve siyasi bir meşruiyet zemini sağlamak hedeflenmişti.
Mansur Yavaş’ın kendi siyasi pozisyonu ve hedefleri bakımından yadırganmayan ön seçime katılmama kararı sonrasında tek adaylı ön seçimin anlamı ve gerekliliği kamuoyunun bir kısmında tartışılır olmuştu.
Kamuoyunda nasıl tartışılmış olursa olsun, iktidarın karar vericileri bu ön seçimin İmamoğlu’na kazandıracağı hukuki ve siyasi meşruiyet zemininden, o zeminin İmamoğlu’na kazandıracağı yeni siyasi pozisyon ve güçten rahatsız oldular. Nitekim İmamoğlu’nun ön seçim kampanyasının hemen başında önce diploma iptali, ardından gözaltı ve tutuklamalar geldi.
Dayanışma sandıkları kurmak önemli bir taktik başarıydı
CHP’nin tepkisi ön seçim sandıklarının yanına dayanışma sandıkları koyarak ön seçimi CHP üyesi olmayan seçmene de açmak oldu. Üye olan ve olmayan ön seçim katılım sayılarına bakarak şunu söylemek mümkün; seçmenin tutuklamalara tepkisi beklentilerin çok ötesinde sert ve kararlı oldu. Cumhurbaşkanı adaylığı ön seçiminde 1.878.149 CHP üyesinden 1.654.651’i oy kullandı. Yaklaşık 61 milyon seçmenin 13.844.070’i dayanışma sandıklarında İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı için arzu ve irade beyan etti.
Oy kullanan CHP üyesi oranı ülke toplamında yüzde 88.1 olarak gerçekleşti. Bu sayı ve oran CHP açısından oldukça önemli. CHP örgütsel yapısının sorunları, çok parçalı oluşu, parti politikalarına karşı eleştirel duruşları gibi birçok ölçü dikkate alındığında, çok uzun yıllardan sonra CHP üyeleri partilerine bu denli güçlü biçimde sahip çıktı.
Dayanışma sandıklarında kullanılan oylarla beraber İmamoğlu’nun adaylığını 15.498.721 seçmen onaylamış oldu. Bu oran toplam seçmenin yüzde 25.2’si, kısaca her dört seçmenden birisi mecburiyetleri olmadığı halde sandıklara gidip İmamoğlu’ndan yana irade ve arzu beyan etmiş oldu. Daha da ilginç olan 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin yerel meclis oyları 15.785.662 idi, yani hemen hemen aynı sayıdaki seçmen bu kez rızasıyla olanlara ve iktidara tepkisini ve İmamoğlu’ndan yana duruşunu gösterdi.
Hatırlayalım Mayıs 2023 genel seçimindeki CHP oyları 13.374.463 idi ki içinde ittifak partileri oyları da vardı. 2023 Mayıs’ındaki 13.3 milyon oydan 2025 Mart’ında 15.5 milyon gönüllü desteğe dönüşen ön seçim ülke siyaseti için önemli bir kırılma ve değişme potansiyelini ima ediyor.
Bir başka kıyaslama olarak şunu da not edelim, 2023 genel seçimi öncesinde CHP üye sayısı 1.369.430 kişiydi. 2023 milletvekili seçimlerinde her bir CHP üyesine karşılık 9.77 misli CHP’ye oy gelmişken, bu ön seçimde her bir CHP üyesine karşılık 8.4 misli gönüllü katılım olmuş.
Tüm bu sayıları anlamlandırmaya çalışırken şu da önemli; ön seçim ve dayanışma sandıkları her ilçede kurulamadı. Aynı zamanda kırsalda yaşayanlar için başta sandıklara ulaşım sorununu da dikkate alınca katılan 15.7 milyon sayısının da eksik bir şey ifade ettiğini unutmamak lazım.
Ön seçime katılımın ve ardından meydanlardaki protesto hareketlerine ve mitinge katılımdaki coşkunun CHP için enerji kaynağı olacağı beklenir. Önseçime katılım sayıları üzerinden başkaca siyasi çıkarımlar yapmak da mümkün.
81 ilde de hem parti üyeleri hem de dayanışma sandıklarında vatandaşlar oy kullanmış. Uzun süredir kitle partisi olma özelliğinden uzaklaşmış olan CHP için bu anlamlı.
Dayanışma katılımının en yüksek oranlarda gerçekleştiği iller aynı zamanda Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’dan fazla olduğu iller, Uşak hariç. Katılımın en düşük olduğu iller Bingöl ve Bayburt hariç yine Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’dan fazla oy aldığı iller.
Üye sayılarına kıyasla en düşük katılım oranlarının olduğu iller doğu illeri olmuş. Dayanışma katılım oranları en yüksek iller son yerel seçimlerde CHP oy oranlarının görece yüksek olduğu iller. Düşük katılım gerçekleşen iller ise DEM Parti’nin oylarının ve Kürt seçmenin yüksek olduğu iller.
Katılım oranları ile hem yerel seçim hem cumhurbaşkanlığı seçim eğilimleri dikkate alındığında Kürt seçmenin muhalif pozisyonunu yerel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gösterdiğini ama bugünkü CHP ile ilişkisinde temkinli olduğu, şimdilik gözlemeye devam ettiği söylenebilir.
Muhalif seçmen önce CHP’yi değişime zorlayacak
Sayıların ötesinde dayanışma sandıklarında ve meydanlarda gözlenen, muhalif seçmenin sessizliğini yırtıp attığıdır. Belki de muhalif seçmen ve özellikle de gençler siyaseti biçimleyecekler.
Gönüllü dayanışma sayılarına ve meydanlardaki katılım arzusuna bakıldığında muhalif seçmenin çok büyük bölümü iktidarın İmamoğlu’na yönelik operasyonunun karşısında bir arada ve kararlı biçimde durdu. Bu duruşun iktidara itirazın yanı sıra siyasete ve CHP’ye doğrudan müdahale olduğunu söyleyebiliriz.
Yaşananlara dair ikinci bir tespit ise İmamoğlu’na dair olmalıdır. İmamoğlu muhalif seçmene ilk kez bu denli Erdoğan’ı yenebilecek yeni bir lidere sahip olduğu duygusu veriyor. Bu İmamoğlu’nun liderliğini kabul muhalif seçmende umutlanmanın, hatta tüm baskılama ve tutuklamalara karşın sokağa çıkmanın kaynağı oldu denebilir.
Hasan Bülent Kahraman’ın tam da bu noktaya temas ettiği tespiti önemliydi: “Neredeyse toplumun Erdoğan ve AKP’ye karşı tepkisinin bir sonucu bugünkü CHP. Sonuna kadar meşru bir olgudur bu. Ama aynı şeyi söyleyeyim, o noktada da duyarlı olmak zorundadır ve sadece bu tepkiyle yetinmemelidir.
Unutmayalım, CHP milleti bir arada tutmuyor bugün, millet CHP’yi bir arada tutuyor. Dolayısıyla CHP, o tepkinin telaffuz edilmiş veya edilmemiş özü olan demokrasiyi sadece bir eylem/performans olarak değil, bir ideoloji ve yöntem olarak benimsemelidir. O zaman diğer unsurlardan uzak kalabilecektir.”
Kabul edelim ki seçmenin oldukça önemli bir kesimi beklenmedik biçimde, dozda, tonda sokağa çıktı ve gidişata tepkisini gösterdi. Yine kabul edelim ki CHP ve Özgür Özel de bu beklenmedik patlamayı yönetmekte ve yeni bir dil üretmekte şimdilik başarılı oldu. Şimdi mesele bu enerji ve dinamiğin özelde CHP’de, genelde ülke siyasetinde neleri değişime zorlayabileceğidir.
CHP’nin değişimi meselesi ise bu ülke siyasetinin değişmez başlıklarından birisidir de. Denebilir ki hemen her bir siyasi aktörün CHP için bir değişim projesi ve önerisi vardır. Hatta iktidarın ve Erdoğan’ın bile.
CHP yeni bir Türkiye hayali yazmak zorunda
Ama nasıl değişeceğine karar verecek olan CHP’nin kendisi, kurumsal aklı ve kendi örgütü elbette. CHP’nin değişmesini zorunlu kılan ise ülkenin de dünyanın da krizler yumağı içinde savruluyor oluşu. Dünyanın gidişatı, ekonomik-finansal-teknolojik-siyasal tüm sistemlerin sıkıştığı bir zaman aralığında “dünyanın Türkiye’sinde” nasıl bir gelecek öngördüğünü tasarlamak, siyaseti üretmek ve toplumu ikna etmek zorunda. Bunun için de yeni siyaset yolları, siyaset dili geliştirmek gerek.
İmamoğlu tutuklaması ve protestolarına gelene kadar CHP parlamentoya ve kendi iç tartışmalarına sıkışmıştı. Parlamento çalışmaları ile siyaset geliştirmenin ve toplumsal destek ve rıza üretmenin mümkün olmadığını epey bir zamandır deneyimliyoruz. İktidar parlamentoda hemen hiçbir konuda muhalefetten gelen herhangi bir öneriyi, çağrıyı, çabayı dikkate almamakta direniyor. Hatta parlamento iktidarıyla muhalefetiyle kendi gündemine ne kadar hâkim, ondan da emin değiliz. 2017 referandumu ile cumhurbaşkanlığı sistemi denilen yeni sistem ve iktidarın güç kullanım tercihlerinden bakıldığında artık Meclis siyasetin merkezi de değil. Üstelik iktidar uzun bir süredir siyasi alanı baskılamaya, sivil toplum örgütlerini siyaset dışına itmeye, her türlü muhalif hareketi denetlemeye çalışıyor.
Son olaylar gösterdi ki muhalefetteki hala en büyük örgütlü güç CHP. O nedenle CHP’nin üstüne düşen yük toplumsal muhalefeti örgütlemek, siyasi alanı genişletmeye çalışmak. Son olaylarda CHP siyaseti de yeniden keşfederken kendi potansiyelini de gördü. Siyasi alanı genişletmeye dönük hamlesinin nasıl bir toplumsal destek ürettiğini, en azından kendi seçmenini nasıl motive ettiğini gördü. Öte yandan bu desteğin, dayanışma sandıklarındaki sayıların, yayınlanan anketlerdeki oranların da hala seçimi kazanmak için yetmediğini de gördü.
Bu nedenle CHP yalnızca kendi kurumsal aklı, örgütsel arzu ve hedeflerini aşmak zorunda. Ülkenin gidişatından rahatsız, umutsuz, çaresiz olan tüm ekonomik, sosyolojik, kültürel kümelerin talep ve ihtiyaçlarının sözcüsü olan, toplumsal muhalefeti örgütleyen yeni bir CHP’ye ihtiyaç var. Yani kapsama alanını genişleten, ülkenin tüm mağdurlarının, yoksunlarının, yoksullarının içinde kendini bulacağı yeni bir siyasete ihtiyaç var. CHP bu değişimi başarabilecek mi, meydanlardaki enerjiyi kendi değişiminin yakıtı olarak kullanabilecek mi göreceğiz.