ABD bir 3. Dünya ülkesi haline dönüşüyor

ABD başkanı Donald Trump, 2 Nisan 2025 gününü ülkesi için ‘Kurtuluş Günü’ olarak ilan etti. Bundan böyle dünyanın dört bir tarafından ithal edilmekte olan ürünlere yüksek gümrük vergisi uygulanarak ABD’nin istismar edilmesinin önüne geçilecekmiş…

Dişe diş, göze göz…

Komşusu Kanada ABD’den alınan süt ve süt ürünlerine yüksek vergi uyguluyormuş; ABD de bundan böyle Kanada’dan ithal edilen her ürüne yüksek vergiler uygulayacak. (Avrupa Birliği’ne %20, Türkiye’ye %10 vergi uygulanacağını duyurdu Trump.)

Yeni uygulamanın mantığını da şöyle açıkladı: “Diğer ülkeler kendilerini koruyor, bizi fakirleştiriyorlardı. ABD daha önce en zengin ülkeydi. Bütün dünyanın borçlarını biz kapatamayız. (…) Bu bizim güvenliğimizi tehdit ediyor. Yarından itibaren ABD karşılıklı vergi uygulamaya başlıyor.”

Trump ülkesini yeniden büyük hale getirecekti ya, daha yolun başında kendisinden önceki başkanların politikaları sonucu fakirleştiklerini ilan etmesi gerekiyor.

Gümrük duvarlarını yükselterek halkını zenginleştirecek…

Fransız siyaset bilimci Maurice Duverger, bugünleri de öngörerek, demokrasinin bazen sandıktan “Seçimle gelen krallar” çıkardığı gerçeğini yıllar önce literatüre kazandırmıştı. Trump şimdi Duverger’in tezini doğrulamakla meşgul.

İthal edilen her ürüne konulacak yüksek oranda vergilerin ilk etkisinin enflasyonu tetiklemek olacağı yolundaki uyarıları dinlemeye yanaşmadı Trump; ona göre enflasyonun sebebi, ithal mallarının gümrük duvarına çarpmadan ABD’ye girmesi…

Duvarla korunan ekonominin ülkesine yabancı yatırımcıları çekeceğine, ucuz işçilik ve hammadde sebebiyle yatırımlarını başka ülkelere kaydırmış ABD firmalarını yeniden ülkeye döndüreceğine inanıyor Trump.

Ekonomistleri inandıramasa bile, dediğim dedik tavrıyla, kafasındaki ekonomik projeyi hayata geçirdi.

Seçilebilmesi için sayfalarını Trump övgülerine açmış olan dünyanın en yüksek tirajlı ekonomi gazetesi Wall Street Journal’in (WSJ) Trump-sever kalemlerinin “Yapma, etme” demelerine aldırmadan…

Başka ülkelerdeki farklı denemelerden de biliyoruz: Ekonominin ‘Zihni Sinir procelerine’ tahammülü yok.

ABD için ‘kurtuluş günü’ olmasını Trump’ın beklediği yeni ekonomik program, bir bakmışsınız, dünyanın geri kalanı için, 2. Dünya Savaşı sonrasında oluşmuş önceliği Amerikan çıkarlarına tanımış sistemin ekonomik alandaki dengesizliğini ortadan kaldırmaya yaramış…

Kaybeden ABD’nin kendisi oluvermiş…

Trump şimdiden oy verenlerinin gözünden düşmeye başladı bile.

Son seçimde Trump’a oy vermiş, Kongre’nin iki tarafında Cumhuriyetçi Partili adaylarını kazandırmış olan Wisconsin eyaletinde, yeni yapılan bir oylamada, sandıktan Demokrat Parti adayı çıktı.

Elon Musk’ın oraya yönlendirdiği milyon dolarlar ve adaylarının Trump’ın selamını kullanması da işe yaramadı.

WSJ’dan öğrendiğime göre, Trump’ın yönetim tarzını beğenmeyenlerin oranı, %44.3’den %47.9’a yükselivermiş… ABD seçmeni Trump’ın hayat pahalılığını kırmayla uğraşmak yerine gümrük vergilerini artırmaya ağırlık vermesini tasvip etmiyormuş…

Dahası, seçilmeden önce Trump’ın başkan olmasıyla hayatın kendileri için daha iyi olacağına inananların oranı (%42), şimdilerde yarıya (%23) inmiş…

‘Kurtuluş günü’, işler beklediği gibi gitmezse, Trump’tan kurtuluşun başladığı güne dönüşebilir.

Bu kıssadan bizim için çıkartılacak hisse ne olabilir?

Bence şu: Hislerini okşayarak insanları belli bir yöne sevk edebilirsiniz, ancak hayatlarını zorlaştırır, pahalı hale getirir ve yanlış ekonomik politikalarla fakirliği yaygınlaştırırsanız, onları arkanızda tutmakta zorlanır, bir süre sonra terk edilirsiniz…

Amerikalılar henüz çok erken olmasına rağmen şimdi Trump’la bu gerçeği yaşıyorlar…

Trump ekonominin bulanık sularında umut satarak dolaşırken, seçmenlerini farklı bir alanda tatmin edeceğini sandığı uygulamalarla tatmin etmeye çabalıyor.

‘Düşmanlar’ yaratarak…

Yarattığı ilk düşman da ‘yasa-dışı göçmen’ adını verdiği, çeşitli sebeplerle ülkesine gelmiş olan yabancılar…

Bu arada, dünyanın en iyi üniversiteleri orada diye ABD’ye koşmuş bazı gençler de hedefte.

Rümeysa Öztürk’ün başına geleni herhalde duymuşsunuzdur: Tufts Üniversitesi’nde doktora öğrencisi Rümeysa’nın okul gazetesinde yayımlanan Filistin yanlısı yazısı sonrasında vizesi iptal edildi ve sınır dışı edilmek üzere uzak bir eyalete götürüldü.

Ters kelepçeyle…

Hem de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Washington’da görüşmeler sürdürdüğü sırada…

Çok sayıda başka Müslüman öğrenci de Rümeysa ile aynı muameleye tabi tutulduğu için gözaltında…

ABD, Trump döneminde bir üçüncü dünya ülkesine dönüşüyor…