İstanbul Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sadece hukuksuzluğa bir itirazı değil sınıfsal bir tepkiyi de ortaya çıkardı.
İmamoğlu’nun önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması olasılığı güçlenince diplomasını iptal etmekle yetinmeyerek, tutuklayıp cezaevine gönderen iktidara karşı CHP’nin başlattığı protesto mitingleri sınıfsal bir muhalefete dönüştü.
İmamoğlu’na uygulanan hukuksuzluğa tepkiyi aşıp, iktidarın sermayeyi destekleyen, emeğin sömürüsünü katmerleştiren politikalarına karşı bir direniş ortaya çıktı.
Emekçilerin ve her zaman onları destekleyen üniversite gençliğinin topyekûn itirazına neden oldu.
İtiraz edip Saraçhane ve Maltepe meydanlarını dolduran milyonlar kimlerdi?
CHP’ye üye olsun olmasın işçiler, memurlar, emekliler, kadınlar, gençler, üniversite öğrencileri.
Bu nedenle itiraz sınıfsaldır.
İşçiler, memurlar, emekliler, ev kadınları emekçidir.
Onların haklarını savunan üniversite öğrencileri devrimci gençliktir.
Meydanlara çıkanlar nelere itiraz ettiler?
İmamoğlu’nun tutuklanmasına…
Çalışma arkadaşlarının tutuklanmasına…
“Her şey çok güzel olacak” diyen Berkay Gezgin’in tutuklanmasına.
Asgari ücretin sefalet ücreti olarak 22 bin 104 lira olarak belirlenmesine.
En düşük emekli aylığının 14 bin 500 lira olmasına.
Emeklilerin bayram ikramiyesinin 3 bin liradan 4 bin liraya çıkarılmasına.
Milyonların, İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte itiraz ettiği bu sefalet düzenidir.
Emekçiler sefalete mahkûm edilirken iktidarın mevcut sermaye sınıfını desteklediği gibi kendisine bağlı yeni bir sermaye sınıfı yaratmasına bir itirazdır.
Bu gerçeği ortaya koyan verilere bakalım.
Ev sahibi olmayan bir emeklinin 14 in 500 lirayla geçinmesi mümkün değildir.
Bir işçi ailesinin 22 bin 104 lirayla geçinmesi mümkün değildir.
Dini değerlerin emeğin sömürülmesi için araç olarak kullanılmasının sonsuza kadar devam etmesi mümkün değildir.
Emekçiler ve emekliler bu iktidarın dini değerleri sömürü aracı olarak kullandığının farkına varmıştır.
Saraçhane ve Maltepe meydanlarına akan milyonlar bu gerçeği görmüşlerdir.
İmamoğlu’nun tutuklanmasının en önemli sonuçlarından biri bu sınıfsal uyanıştır.
Bu yanış iktidar değişikliğini sağlayacak kadar güçlü bir uyanıştır.
İktidar da bunun farkında olduğu için başlattığı demokrasiden, hukuktan uzaklaşan otoriter yönetimini daha da sertleştirecektir.
Bu koşullarda ana muhalefet partisi CHP’ye düşen sorumluluk çok büyüktür.
Hata kabul etmez.