Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah Es-Sisi bu hafta Ankara’daydı. Varılan noktada iki tarafta da ilişkileri geliştirmek için güçlü bir siyasi irade olduğu açık, 17 ortak imza da bunun göstergesi. Anlaşmalara göre iki ülke ticaretten tarıma, çevreden sivil havacılığa, eğitimden kültüre pek çok alanda iş birliği yapacak.
Bu durum, iki ülkenin her alanda uzlaştığı anlamına gelmiyor. Ben ortak basın açıklamasını dinlerken, Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah Es-Sisi’nin iki konuda vereceği mesajı daha dikkatli takip ettim. Bunlar ki, iki ülkenin de aralarındaki görüş farkını gizlemediği iç içe geçmiş iki başlık; biri doğalgaz güzergâhı diğeri de Libya.
Türkiye Mısır doğalgazının kendi toprakları üzerinden Avrupa’ya taşınmasını istiyor. Kahire ise Türkiye ile ‘Deniz Yetki Alanları’ da dahil olmak üzere yeni bir enerji angajmanına girmeye henüz hazır değildi. Bu konuda ihtiyatlı hareket ediyordu.
Libya dosyasında ise Mısır doğudaki Halife Hafter’in lideri olduğu orduyla, Tobruk merkezli Bingazi hükümetini, Türkiye ise Birleşmiş Milletler’in tanıdığı batıdaki Trablus merkezli Ulusal Mutabakat hükümetini destekliyor. Sisi’nin Ankara ziyareti bu iki başlıkta tarafları acaba ne kadar yaklaştırdı?
Temel hedef ve nüanslar
Mısır Cumhurbaşkanı Libya konusunda, ‘‘Hem başkanlık hem parlamento seçimlerinin yapılması, orada güvenliğin ve esenliğin sağlanması ve silahlı güçlerin ülkeden ayrılmaları Libya’nın geleceği için önemli bir husustur’’ dedi.
Taraflar şu temel hedeflerde mutabık: Çatışmalar dursun, Libya bölünmesin, devlet kurumları birleştirilsin, özgür bir seçimle tek bir meşrû hükümet kurulsun. Teoride sorun yok, sorun pratikte yani bunların nasıl yapılacağında. Zira ordudan, enerji kurumlarına, hazineden, ekonomi yönetimine kadar pek kurum çift başlı ve taraflar arasında büyük çekişme var. Bu çekişme de daha çok petrol gelirleri ve hazinenin kontrolü üzerinden yürüyor.
Edinebildiğim bilgilere göre, Ankara ve Kahire ‘pozisyonlarını terk etmiş değil’. Özellikle Mısır, coğrafi olarak kendisine yakın olan bölgelerdeki güvenlik ihtiyacına vurgu yapıyor. Bu yüzden de doğudaki müttefiki Halife Hafter’i kısa vadede gözden çıkarması beklenmiyor. Diğer taraftan Türkiye de Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti ile ‘Deniz Yetki Alanları’ anlaşmaları yapmış durumda. Bu anlaşmaları korumaya kararlı. Bunlar Ankara’nın ‘Mavi Vatan’ hedefinin doğal yansıması olan anlaşmalar. İleride yeni bir ‘birlik hükümeti’ oluşacaksa Türkiye haklarını kaybetmek istemiyor. Mısır ise -bazı temaslar olsa da- hâlâ uluslararası toplumun meşru kabul ettiği hükümeti tanıma noktasında değil. Mısır ve Türkiye’nin uzlaştığı konu, ‘temel hedef doğrultusunda diyaloğu güçlendirmek.’ Daha net söylersek, taraflar 2021 sürecine geri dönebilmek ve ülkeyi seçime götürecek bir süreci başlatmak için çalışabilir.
Gazze çıkmazı
Gelelim doğalgaz meselesine. Basın açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Doğalgaz ve nükleer başta olmak üzere enerji iş birliğini geliştirme arzusundayız” derken, Mısır Cumhurbaşkanı Es-Sisi, saydığı pek çok alan arasında ‘doğalgaz’ ifadesini geçirmedi. Buna rağmen atılan imzalar arasında enerji iş birliği mutabakat zaptı var. Bu, şimdilik yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konularında.
Ama Konsey Toplantısı’nın sonuç bildirisine baktığımızda ‘iki ülke, enerji geçişinde karşılıklı yarar ilkelerine dayalı iş birliğinin desteklenmesinin öneminin altını çizer’ denildiğini görüyoruz. Mâlûm, Türkiye’nin Libya Ulusal Mutabakat hükümetiyle yaptığı ‘deniz yetki alanı’ anlaşması gibi Mısır’ın da Yunanistan ve İsrail ile benzer anlaşmaları var. Her ne kadar o projede frene basılsa da Türkiye ile yeni bir angajmana girmeleri kısa vadede pek mümkün görünmüyor.
Ama daha önemlisi, bu başlıkta ilerleme sağlanabilmesi için Doğu Akdeniz’de istikrarın sağlanabilmesi gerekiyor. Dahası, kaynakların güvenliği açısından Gazze savaşı ile ortaya çıkmış büyük bir belirsizlik var. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, İsrail-Hizbullah gerilimi, İran’ın adımları bölgeyi kilitlemiş durumda. Bu yüzden de görüşmelerde doğalgaz meselesi öne çıkan bir gündem olmadı, olamadı. Özetle iki ihtilaflı konuda ‘batı yakasında değişen bir şey yok’ ama diyalog sürecek.
Bu ziyarete dair son bir not daha aktaralım. Ortadoğu’da istikrarı sağlayabilmek için Türkiye’nin Arap dünyası ile teması yoğunlaşacak. Bunun somut yansımalarını gelecek haftalarda görebiliriz.
Egyptian President Abdel Fattah el-Sisi was in Ankara this week. It is clear that there is a strong political will on both sides to develop relations, and the 17 joint signatures are an indication of this. According to the agreements, the two countries will cooperate in many areas, from trade to agriculture, from the environment to civil aviation, from education to culture.
This does not mean that the two countries have reached an agreement in every field. While listening to the joint press statement, I followed the message that Egyptian President Abdel Fattah el-Sisi would give on two issues more carefully. These are two intertwined topics on which neither country hides its differences of opinion; one is the natural gas route, the other is Libya.
Turkey wants Egyptian natural gas to be transported to Europe through its own territory. Cairo, on the other hand, was not yet ready to enter into a new energy engagement with Turkey, including the ‘Maritime Jurisdiction Areas’. It was acting cautiously on this issue.
In the Libya file, Egypt supports the Tobruk-based Benghazi government with the army led by Khalifa Haftar in the east, while Turkey supports the Tripoli-based National Accord government in the west, which is recognized by the United Nations. How close did Sisi’s visit to Ankara bring the parties on these two issues?
Basic goals and nuances
The Egyptian President said on the subject of Libya, “It is important for Libya’s future that both presidential and parliamentary elections are held, security and well-being are ensured there, and the armed forces leave the country.”
The parties agree on the following basic goals: The conflicts should stop, Libya should not be divided, state institutions should be unified, and a single legitimate government should be established through free elections. There is no problem in theory, the problem is in practice, namely how these will be done. Because many institutions, from the army to energy institutions, from the treasury to the management of the economy, are double-headed and there is great conflict between the parties. This conflict mostly revolves around oil revenues and control of the treasury.
According to the information I have obtained, Ankara and Cairo have not ‘abandoned their positions’. Egypt in particular emphasizes the need for security in regions that are geographically close to it. Therefore, it is not expected to give up its eastern ally Khalifa Haftar in the short term. On the other hand, Turkey has also made ‘Maritime Jurisdiction Areas’ agreements with the National Accord Government in Tripoli. It is determined to protect these agreements. These are agreements that are a natural reflection of Ankara’s ‘Blue Homeland’ goal. If a new ‘unity government’ is to be formed in the future, Turkey does not want to lose its rights. Egypt, on the other hand – although there have been some contacts – still does not recognize the government that the international community accepts as legitimate. The issue that Egypt and Turkey have agreed on is ‘strengthening dialogue in line with the basic goal.’ To put it more clearly, the parties can work to return to the 2021 process and start a process that will lead the country to elections.
The Gaza impasse
Let’s come to the natural gas issue. In his press release, President Recep Tayyip Erdoğan said, “We want to develop energy cooperation, especially in natural gas and nuclear,” while Egyptian President Es-Sisi did not mention the term ‘natural gas’ among the many areas he listed. Despite this, there is an energy cooperation memorandum of understanding among the signatures. For now, this is on renewable energy and energy efficiency.
But when we look at the final declaration of the Council Meeting, we see that it says, ‘the two countries underline the importance of supporting cooperation based on mutually beneficial principles in energy transition.’ As is known, Egypt has similar agreements with Greece and Israel, such as the ‘maritime jurisdiction’ agreement Turkey made with the Libyan National Accord government. Although the brakes have been applied on that project, it does not seem likely that they will enter into a new engagement with Turkey in the short term.
But more importantly, in order to make progress on this topic, stability must be established in the Eastern Mediterranean. Moreover, there is a great uncertainty in terms of the security of resources that emerged with the Gaza war. Israel’s attacks on Gaza, the Israel-Hezbollah tension, and Iran’s steps have locked down the region. For this reason, the natural gas issue was not and could not be a prominent agenda item in the talks. In short, ‘nothing has changed on the western side’ regarding the two controversial issues, but the dialogue will continue.
Let’s share one last note about this visit. Turkey’s communication with the Arab world will intensify in order to ensure stability in the Middle East. We may see the concrete implications of this in the coming weeks.