TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, “boykot” çağrısını destekleyen oyuncu Aybüke Pusat’ın Teşkilat dizisi kadrosundan çıkarıldığını açıkladı.
Bunu yaparken yüzünde bir kızarma oldu mu, küçük de olsa bir utanç duydu mu, bilemiyorum.
Normal olarak kamu yönetimi konusunda doktora yapmış, akademik unvanlar kazanmış bir karakterin en azından yüzünde hafif bir kızarma olmasını beklerim.
Ancak bildiğim şu ki bu arkadaşların suratları maşallah kayış gibi.
Yaptığından utanmadığı gibi bunu gururla ilan da ediyor.
Türk Ceza Kanunu’nun 122. Maddesi şöyle:
“(1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle;
a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,
b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,
c) Bir kişinin işe alınmasını,
d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Bu olayda sıfatı TRT Genel Müdürü olan şahıs “siyasi görüşleri nedeniyle bir kişinin olağan ekonomik etkinlikte bulunmasını ve işe alınmasını engelleyen kişi” konumunda.
Ceza Kanunumuz bu suçu “nefret ve ayrımcılık suçu” olarak tanımlıyor.
Nefret ve ayrımcılık suçu, dünyanın her yerinde “aşağılık suçlardan” sayılır.
Netanyahu gibi faşistler “nefret ve ayrımcılığı” kitlesel olarak yaptıkları için insanlığa karşı suç işlemiş sayılıyorlar.
Yani aslına bakarsanız bu suçu bireysel olarak işleyenler ile kitlesel olarak işleyenler siyaseten birbirlerinin yakın akrabası sayılırlar.
İşin bu kısmı, yani nesep meselesi bu konuda bizi ilgilendirmiyor.
Ancak görebildiğim kadarıyla memleketimizin savcılarını da ilgilendiren bir durum yok.
Mesela Halk TV Genel Müdürü, bir oyuncuyu böyle siyasi bir gerekçeyle işten çıkardığını duyursaydı savcılarımız soruşturmayı çoktan başlatmış olurlardı.
Suçu işleyen AKP’li olduğu için, savcılarımız harekete geçmeyecek.
Neden derseniz bizde yargı bağımsız ve tarafsız derim!
Savcılar böyle bir soruşturma açmayacaklar çünkü son derece bağımsız ve tarafsız oldukları için konu kendileriyle ilgili değilmiş gibi davranabilecekler.
Zaten biz de böyle bir kahramanlık beklemeyeceğiz çünkü biliyoruz ki buna kalkışacak savcının, soruşturmayı açmasıyla birlikte, o koltukta bir saatten daha fazla oturma ihtimali sıfır.
Yazının başlığı ise öylece aklıma geliverdi.
Baskın Oran Hocamın teğmenler ile ilgili olarak yazdığı bir yazının başlığıydı, oradan dilime takılmıştı, ben de yazının başına koyuverdim gitti. Hocamın yazısını merak ediyorsanız bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
* * *
İçişleri Bakanı adına endişelendim doğrusu
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya sabaha karşı "Ya Reis, “bu saate kadar neredeydin” diye sorarsa?" diye düşünüp “Bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır. Ekonomimize bir darbe girişimidir” diye paylaşım yapıyor. Dua et de koltuğunda gözü olan birileri, yaptığın bu gafı gidip Reis’in kulağına fısıldamasın
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya
Bir günlük boykot ilanının ülke genelinde sonuçları ne oldu, henüz bilmiyorum.
Muhtemelen kesin bir sonuç öğrenmemiz de güç olacak.
Şunu söyleyebilirim ki seçim haritasına bakın, o harita neyi gösteriyorsa, boykot haritası da onun tıpkısını gösteriyor olmalı.
Bu boykotun benim hafızamda yer edecek fotoğrafı ise Ticaret Bakanı’nı market alışverişi yaparken gösteren fotoğraf oldu.
Bakan önünde market arabası, elinde torbalarla “boykot kırıcılık” yaptı.
Dün satın aldıklarını bitirene kadar yeni alışveriş yapmayacağı için boykotu erteleyerek yerine getirmiş sayılmayacak mı, merak ettim.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat
En acıklı durumda olan ise İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya oldu.
“Bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır. Ekonomimize bir darbe girişimidir” dediğinde daha sabah ezanı okunmamıştı.
Bunun nasıl olduğunu gözümün önüne getirmeye çalıştım: Gece yatağında huzur içinde uyurken bir şey dürtüyor ve uyanıyor! Hatırlıyor ki boykota karşı bir şey söylememiş. Panik içinde telefona sarılıp bir mesaj sallıyor. Sonra da bir türlü uyku tutmuyor tabii. Ya Reis, “bu saate kadar neredeydin” diye sorarsa?
Allahtan Reis’in okuma adeti yok, birisi söylemediyse bu durumdan haberi olmamıştır.
Tabii Bakan Bey, mesajı gecenin bir kör saatinde, uyku sersemi attığı için de ne yazdığının idrakinde değil.
Türkiye’de günlük kredi kartı harcaması yuvarlak hesap 52 milyar lira.
Türkler harcamalarının aşağı yukarı yüzde 27’sini nakit olarak yapıyor. Demek ki yine yuvarlak hesapla 65 milyar liralık bir günlük harcamadan söz edebiliriz.
Türkiye’de dün herkes boykota katılmış olsaydı, yapılmayacak alışveriş tutarı bu kadar olacaktı. Ki bunların içinde “ertelenemeyecek ihtiyaçlar” da dahil. Onu yok sayıyorum.
Diyelim ki iktidarı sevenler boykota katılmadı, bütün muhalif kesimler boykota titizlikle katıldı.
Yani Ali Yerlikaya’ya göre yaklaşık 30 milyar liralık harcamanın yapılmaması ve bir bölümünün ertelenmesi “Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını tehlikeye düşürüp, ekonomiye darbe yapacak!”
Ali Bey kardeşim, umarım attığın sosyal medya mesajını Reis’e kimse göstermemiştir.
Kendisi teori sahibi bir iktisatçı da olan koskoca bir Dünya Lideri’nin yönettiği bir ülkenin ekonomisinin, bir gün 30 milyar lira harcanmadı diye batması olacak iş mi?
Sen ne demek istiyorsun?
Türkiye ekonomisi, 30 milyar lira harcamanın bir bölümü ertesi güne ertelendi diye batacaksa, 22 yıldır bu ülkeyi tek başına yöneten iktisatçıya “bugüne kadar ne yaptın kardeşim” diye sormazlar mı?
Merak etme, Reis’in bu yazıdan haberi olmayacağından eminim. Beni okumuyor. Okusa yaptığı hataların çoğunu yapmazdı.
Dua et de koltuğunda gözü olan birileri, yaptığın bu gafı gidip Reis’in kulağına fısıldamasın.