Belediye operasyonları CHP’de her şeyin önüne geçti. Bayram kutlaması bile olmadı. CHP’nin cumhurbaşkanı adaylığı için yaptığı ön seçime katılımın yüksek olması, “Dayanışma Oyları”, yüzbinlerin katıldığı mitingler moralleri yükseltti yükseltmesine ama bir de “Silivri gerçeği” var. Girenin kolay kolay çıkamadığı bir cezaevi. Ancak bu durum umutları yok edemiyor.
CHP lideri Özgür Özel, yaşanan süreçte umutsuzluk olmasın diye var gücüyle çalışıyor. Erken seçim için imza kampanyası başlattı. En az 28 milyon imza toplanması hedeflendi. Acaba o imzalar toplansa bile Erdoğan erken seçime gider mi? Tanıyanlar, “Gitmez” diyor. Halkın sorunları giderek büyüyor. Mitinge katılanlara yapıldığı belirtilen kötü muamele, gençlerin tutuklanmalarına karşı milletvekillerinin çabaları da henüz sonuç vermiş değil.
NİÇİN CEZAEVİNDELER?
CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da daha önce cezaevi ziyaretinde bulunmuştu. Bayramın birinci günü yine cezaevine gitti. Görüşemedikleriyle görüştü. Şimdi bayram tatilinde. Cezaevi ziyaretlerini SÖZCÜ’ye şöyle anlattı:
“Cezaevinde Ekrem İmamoğlu’nu, diğer başkanlarımızı ziyaret ettim, moralleri yerinde. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Can Atalay ve Osman Kavala ile konuştum. Niçin cezaevinde olduklarını üç aşağı beş yukarı kamuoyu da kendileri de biliyor. Haksız, hukuksuz tutuklandıklarını söylüyorlar. Kamuoyu desteğinden ötürü memnunlar.
Bayramın birinci günü zamanın yettiği kadar, verilen izin çerçevesinde görüştüm. Hem bayramlarını kutladım, hem morallerini bozmamalarını istedim. İyi dileklerimi aktardım. Daha önce bazı arkadaşların aileleriyle de görüşmüştüm. Ailelerine gittiğim için memnun olduklarını ifade ettiler. Mahir Bey’i hastanede olduğu için göremedim, ailesine telefon edip tutuklamayla ilgili düşüncelerimi aktarmıştım.”
SİZ ADAY OLACAK MISINIZ?
CHP’nin 6 Nisan’da yapacağı olağanüstü kurultay, diğer olayların gerisinde gözüküyor. Mahkemenin kurultaya tedbir koyma olasılığı bulunduğu söyleniyor. Söylense de bu mümkün gözükmüyor. Kurultay kararı alındığında Kılıçdaroğlu şu açıklamayı yapmıştı:
“Cumhuriyet Halk Partisi; kuruluştur, kurtuluştur ve umuttur. İlk direniştir ve teslim alınamaz son kaledir. Hukuksuz müdahalelere maruz bırakılamaz. Partimizin sayın genel başkanı ve genel merkez yönetimimizi, aldıkları olağanüstü kurultay kararından dolayı kutluyorum. Bu karanlık ve zor günleri hep birlikte, el ele, omuz omuza aşacağız.”
Kılıçdaroğlu’na, kurultayda genel başkanlığa aday olup olmayacağını değişik şekillerde sordum, şunları söyledi:
“Ben ilk genel başkanlıktan beri hiçbir zaman çıkıp ‘Genel başkan adayıyım’ demedim. Yani, genel başkan adayı olacağım diye konuşmadım. Benim söyleyeceğim partinin demokratik bir kurultay yapması. İzin alınıp kurultay yapılması kararı alındığı için kutlama mesajı yayımlamıştım. Dolayısıyla o mesajımın arkasındayım. Alınan doğru bir karardı. Hiçbir zaman ‘Ben adaylığa, genel başkanlığa talibim’ diye hiçbir yerde ifadem olmadı. Kurultayda kimi seçerse, doğrusu o olur.”
KAPALI ZARF İÇİNDE BAŞKAN NOTLARI
CHP’nin yerel seçimlerdeki başarısının dün yıl dönümüydü. Ancak, tutuklamalar, operasyonlar böyle bir günde kutlamalar yapılmasını engelledi. CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP’li belediyelerden büyük memnuniyet olduğunu kamuoyu araştırmalarının da ortaya koyduğunu belirtti. Her belediye için “Memnuniyet araştırması” yapıldı ve bunlar “Kapalı ve kişiye özel” kayıtlı zarf içinde belediye başkanlarına elden teslim edildi. Yani her belediye notunu biliyor.
Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde, seçilen başkanlar göreve başladıktan bir hafta sonra Ankara’ya çağrılıyordu. Medyaya kapalı bir toplantı yapılıyordu. O toplantıda emekli bir İçişleri Bakanlığı başmüfettişi, ‘Belediye nedir? Belediye nasıl yönetilir? Belediye- İçişleri Bakanlığı ilişkileri nedir?’ bunu anlatırdı. Arkasından emekli bir Sayıştay denetçisi davet edilir, ‘Belediyenin geliri nedir, gideri nedir? Sayıştay denetçisi belediyeye gelince belediyeyi nasıl denetler? Hangi konulara bakar’ onu anlatırdı. Sonra bir yeminli mali müşavir davet edilir, o da belediye şirketlerinin geliri, gideri, belediyeyle şirketler arasındaki bağlantıları anlatırdı.
“TELEFONLARIMIZ DİNLENİYOR”
Son konuşmayı Kemal Kılıçdaroğlu yapıyordu. Kılıçdaroğlu, “Ben dahil hepinizin telefonları dinleniyor” diyordu. “Telefonların dinlenmesi için mahkemeden karar alması gerekir gibi sözlere inanmayın. Oturacaksınız, hepiniz yasalara uygun bir biçimde görevlerinizi yapacaksın” deyip o sayfayı kapatırdı. Kılıçdaroğlu’na bunları niçin yaptırdığını sordum, şunları söyledi:
“Diyelim ki belediye başkanı nereden gelmiş? Belediye başkanı oradaki bir iş adamı veya kamu ile hiçbir işi olmayan sevilen, sayılan bir kişi. Başkanlık koltuğuna oturdu ve bir ciddi bir kamu yönetimini, kamu birimini yönetecek. Dolayısıyla bu kamu birimini yönetecek kişinin, kamunun yani merkezi otoriteyle olan ilişkilerinin boyutlarını, ilişkilerin, denetimin hangi süreçte nasıl, hangi amaçlarla yapıldığını bilmesi lazım. Bunu anlatırdım kendilerine. Ondan sonra, hepsinin sahaya gitmesini. Sahada çalışmasını söylerdim.”
Şimdi terör örgütü, organize suç örgütü gibi gösterilen belediyeler var. O yüzden “gizli tanık”lar çıktı. Bunların kimlikleri ortaya çıktığında, büyük ölçüde siz de şaşıracaksınız. Geçmişte hep böyle olmuştu...