Ekonomi yönetimi, yaşanan “siyaset kaynaklı yargı krizi” sonrası, piyasalarda oluşan paniği sakinleştirmeye çalışıyor. Sakinleştirmenin formülü olarak devreye sokulan, “kurların sabit tutulup faizlerde başlatılan artışın ne kadar etkili olacağı” şimdiden kestirilemiyor.
Banka şubelerinden edindiğimiz izlenim, geçen hafta son üç günde yaşanan karmaşanın ardından, dün tasarruf sahipleri beklemeyi tercih etmeye başladı. Bunun geçici bir süreç olacağı, gelişmelere bağlı tasarrufçunun yeni adımlar atacağı tahmin ediliyor.
Piyasaların istikrara kavuşması için ekonomi yönetiminin alacağı konjonktürel tedbirlerin yeterli olacağı şüpheli. “Piyasalarda büyünün bozulduğu”, yeniden sakinleşip istikrarın kazanılması için, yatırımcıların önlerini görebilmelerinin sağlanması gerekecek.
Yerli ve yabancı yatırımcıların önlerini görebilmeleri için ise, “piyasadaki bu kargaşaya neden olan, siyasi tansiyonun düşürülmesine” şart gözüyle bakılıyor. Çünkü geçici tedbirlerin, ne kadar iyi olmasa da, piyasanın eski haline dönmesine bile yetmeyeceği ortada.
RATİNGCİLER UYARIYA BAŞLADI
Bıçak sırtında giden, zaten önünü görmekte zorlanan piyasalar artık önlerini hiç göremez oldu. Enflasyonun yeterince düşürülememesine rağmen seri faiz indirimleri, programı zaten tartışmalı bir noktaya getirmişti. Geçen hafta yaşananlar bu hassaslaşan dengenin bozulmasına neden oldu.
Yabancılar da yaşananları, “siyasi baskıyla muhalif politikacıların devre dışı bırakılması” olarak görüyor. Son dönemde Türkiye’nin ratingini artıran Standart and Poor’s yaptığı değerlendirmede, “muhalefet partisinden siyasetçilerin tutuklanmasının, Türkiye ekonomisine duyulan güven ve döviz kurunun istikrarı açısından risk oluşturabileceğini” söyledi.
Rezervlerde artışı ve enflasyonla mücadele yoluna girildiğini gördükleri için not artırımına gittiklerini hatırlatan rating şirketi “siyasi gerginliklerin geri dönmesinin bu reformları sekteye uğratabileceğini” açıkça belirtti.
Hafta sonu bankacılar ve özel sektörle biraraya gelen ekonomi yönetimi, dün piyasa açılmadan önce kriz önlemlerine geçti. Kurlardaki artışı önlemek için rezervden döviz satışlarının sürdüğü görüldü. Bankalar, yönetimin isteği üzerine; döviz alım satımındaki makası büyütüp, faizleri artırdılar.
FAİZ ARTIRIMI YETMEYECEK
Ancak bankaların artan faizleri, tasarrufçunun TL mevduata dönmesi için hala yeterli olamıyor. TL mevduat cazibesini artırmak için, yüzde 15’e kadar çıkarılan mevduat stopaj kesintilerinin azaltılması için çalışmalar başladı.
Stopajların düşürülüp, TL mevduat net getirisi artırılamazsa, Merkez Bankası politika faizini artırmak zorunda kalabilir. Tasarrufçunun getirisi artınca TL’ye geri dönüp dönmeyeceği de belli değil. Birkaç puanlık faiz artışının, tek başına, piyasanın sakinleşmesine yetmeyeceği konuşuluyor.
Gelirlerdeki artışa rağmen kamu harcamaları kısılamadığı için bütçe açığı artmış, açığı azaltmak için mevduat ve fonların stopaj oranları artırılmıştı. Yani stopaj indirimi, bu kez bütçe açığının büyümesi, mali disiplinin daha da bozulmasına neden olacak.
Piyasaların sakinleşip istikrara kavuşması için alınacak faiz ve kur tedbirlerinin yanında, ciddi bütçe önlemlerinin devreye girmesi, “uygulanan programın devam edeceği konusunda güven verecek ciddi adımların atılması” gerekiyor. Bakan Şimşek ve bürokratların, “elimizdeki tüm araçları kullanacağız” demelerinin yetmeyeceği ortada.
Tekrarlayalım; ekonomideki hassas denge görüle görüle, iktidarın yarattığı yargı kriziyle, ekonomi ateşe atıldı. Ekonomik istikrar için, alınacağı şüpheli, çok ciddi adımların atılması gerekiyor.
Her şeyden önce de siyasi tansiyonun düşürülmesi şart.