İstanbul’a kayyum ataması yapılabilir mi!

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde, Ekrem İmamoğlu’na, bugüne kadar pasaport alıp almadığı, yurtdışına yasal ya da yasadışı çıkıp çıkmadığı, hakkında işlem yapılıp yapılmadığı, terör örgütünde aktif olarak faaliyet yürüten akrabasının olup olmadığı soruluyor.

İmamoğlu’nun bu sorulara tepkisi, sorgu tutanağına şöyle geçti: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Milleti aşığı bir kişiyim. Hiç kimse ile vatan sevgisi konusunda yarışmam. Çünkü her vatandaşı vatansever olarak kabul ederim. Ama bana göre milletini, vatanını ve bayrağını benden çok seven yoktur. Bu soruların ahlaksız ve kasıtlı olduğunu düşünüyorum.”

KASITLI İTİBARSIZLAŞTIRMA

Bölücü terör örgütü üst düzey yöneticilerinin, örgüt bağlantılı yayın organlarına yaptığı açıklamalar okunuyor. İmamoğlu, AKP’nin İstanbul ve 26 ilçede kaybettiği seçimden yaklaşık 7 ay sonra örgüte üyelik suçlarından yasal işlem başlatıldığını belirtti ve şöyle devam etti:

“Bu işlemi bir kasıtlı itibarsızlaştırma süreci olarak görüyorum. Ya Yüksek Seçim Kurulu (YSK) görevini yapmamıştır ya da yürütülen soruşturmalar hakkaniyetli değildir. Sonuçta işlem yapılan insanların içinde devlet memuru dahi vardır. Konu ile ilgili bilgim bu kadardır. Kent Uzlaşısı bana değil, şu anda Türkiye’nin mevcut siyasi gündeminde hükümetin yoğun diplomasi içerisinde bulunan DEM Parti yöneticilerine sorulmalı.”

DİKKAT! TERÖRİST SİZİ ARIYOR

YSK’ya bildirilen listelerde bu isimler bulunmasına rağmen YSK’nın bu tespiti yapmayıp daha sonra bu soruşturma süreçlerinin başlatılmasını İmamoğlu “Kasıtlı ve yargı üzerinden siyasi müdahale” olarak değerlendiriyor. Telefon konuşmaları için şunları ekliyor:

“Savcılık, bu kadar terörle iltisaklı olan kimselerin belli olduğu bir detaya sahipse Türkiye’deki GSM operatör firmalara bir uyarıda bulunarak bu kişiler birini aradığında ‘Terör örgütü üyesi sizi arıyor’ şeklinde bir sinyalin verilmesi isabetli olacaktır. Beni bu kadar terör örgütü üyesi aradıysa çok kereler bir kısım terör örgütü tarafından ölüm tehdidi dahi almış  kişi olarak beni uyarmamalarını kasıtlı, hatta bir pusu stratejisi olarak görüyorum.”

O DOSYALARA BAKSAYDI...

“Gizli tanık”, terör örgütüyle iltisaklı olduğunu öne sürdüğü bazı kişilerin belediyede işe alındığı iddiasını, İmamoğlu şöyle cevaplandırdı:

“Tümü ile yalan iftira, uydurma, bahsi geçen insanların namusuna şerefine haysiyetine hakaret içeren seviyesi çok düşük cümlelerle doludur. Yüce Türk yargısının böyle bir gizli tanık yöntemini tercih ederek 3 kez tarihi oy rekorlarıyla İstanbul’da seçim kazanmış, 16 milyon İstanbullunun belediye başkanını bunlarla muhatap etmesini derin üzüntü ile karşılıyor ve kınıyorum.

Bu konuda daha önce hakkımda yürütülen ve savcılığın dönemin İçişleri Bakanının (Süleyman Soylu) bakanlık tarafından gönderilen müfettişlerce soruşturmalar yapıldı, bir dava açılmadı. Gizli tanık dinlemek yerine bu soruşturma dosyasını hazırlayan savcılık gerekli bilgileri ilgili yerlerden temin edebilirdi.”

KARA LEKE OLARAK GEÇECEK

İmamoğlu’na, ifadesine ekleyecek bir husus olup olmadığı soruldu. Başkan İmamoğlu, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

“Yürütülen soruşturmaların içi boş, ahlak sınırlarını aşan uydurma sorularla dolu. En güçlü dayanağı gizli tanıklara bağlanmış. Gözaltına alınmama 3-5 gün kala MASAK raporlarıyla doldurulmuş, tarihe kara bir leke olarak geçecek süreç yaşatıldı. Türkiye’nin itibarını zedelemiştir. Hukuk ve adalet duygularını vatandaş nezdinde yerle bir etti. Ekonomisini alt üst etti. Gençlerin umudunu perişan etti. Elbette bu süreci yöneten insanlar ve yöneticisi, yüce Yaradan huzurunda hem de bu dünyada hukuk önünde hesap vereceği günler yakındır. Ülkemizin bir an önce kurtulması şarttır. Aksi taktirde insanlarımızın geleceği tehdit altındadır. İftiralar milletimizin bağrındaki duvarlara çarpıp geri dönecektir.”

KAYYUMUN ÖNÜ KAPANDI MI ?

İmamoğlu’nun, terör örgütü suçlamasından değil, yolsuzluk iddiasından tutuklanmasını, “Bu durum, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na kayyım atanmasını ortadan kaldırdı” diye yorumlayanlar var. Nitekim Şişli Belediye Başkanlığı’na kayyum atanırken, Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na kayyum atanmadı, Başkanvekilinin 26 Mart’ta seçilmesi kararlaştırıldı. İmamoğlu, “Terör” suçlamasıyla tutuklanmadı ama hakim kararında “Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kuvvetli suç şüphesi mevcut olmakla birlikte mali suçlardan zaten tutuklandığını” belirtiyor. 

Konuştuğum bir hukukçu, “Tutuklama sebebi varsa kişi tutuklanır. Kaç ayrı suçtan yargılandığı önemli değildir. Kesinlikle planlı hazırlanan ara kararlar bunlar. Kayyum atanmayacağı algısını yaratma peşindeler” dedi.

Bazı hukukçular ise 26 Mart’ta vekil seçileceği için kayyum ataması yapılamayacağını belirttiler. 

Darbe girişimi sonrası 2016 yılında kayyum uygulaması Cumhurbaşkanı kararnamesiyle başlatılmıştı. Aynı yılın kasım ayında da TBMM’de yasalaştırılan Belediyeler Kanunu’nun 45. Maddesinin 2’nci bendinde, kayyum atanmasıyla ilgili olarak tutuklanma durumundan önce, “Terör veya terör örgütlerine yardım ve yataklık suçları sebebiyle görevden uzaklaştırılması” ibaresi var. Hangi halde kayyum atanacağı yasada şöyle belirtiliyor:

SÜRPRİZ GELİŞME...

“Belediye başkanının terör/terör örgütlerine yardım ve yataklık suçları nedeniyle görevden uzaklaştırılması/tutuklanması veya kamu hizmetlerinden yasaklanması hallerinde ise büyükşehir ve il belediyelerinde İçişleri Bakanı, diğer belediyelerde vali tarafından belediye başkanı veya belediye başkan vekili görevlendirilir.”

6 Nisan 2025’de yapılacak CHP 21. Olağanüstü Kurultayı öncesi CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun sürpriz kararlar alabileceğini de göz ardı etmeyelim.