Anayasaya darbe

AKP Genel Başkanı ve “cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam’daki “istişare ve değerlendirme” toplantısında, “darbe anayasası”nın değişmesi ve “sivil anayasanın” gerekliliğinden söz ederek, yine gerçekleri tersyüz etti.

Birincisi, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, 1982 yılında “kabul edilen”anayasa, birçok anayasa değişikliğiyle zaten değişti. Günümüzde, “12 Eylül darbe anayasası” olarak adlandırılabilecek bir şey kalmadı. 1982’den kalan ve değiştirilmesi gereken bazı antidemokratik maddeler olsa da, bu maddeler anayasanın bütününü temsil etmemektedir.

İkincisi, anayasaya en büyük darbelerden birisi, AKP döneminde,“cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”ni devreye sokan referandum ile vurulmuştur.

Anayasanın birçok demokratik maddesine aykırı olan bu değişikliklerle, TBMM’nin yetkileri sınırlandırıldı; yürütmenin yasa çıkarması sağlandı; Anayasa Mahkemesi’nin ve Hâkimler Yüksek Kurulu’nun üyelerinin önemli bir kısmının yürütme tarafından atanması karara bağlandı; böylece yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığı büyük darbe yedi. 

Ortada bir darbe anayasası değil, anayasaya vurulan bir darbe vardır. Bugün bir darbe anayasasından söz edilecekse de, bu, 1982 Anayasası değil, 2017 Anayasası’dır.

***

AKP’nin ve Erdoğan’ın anayasaya vurduğu tek darbe bu da değildir. Bugün geçerli olan anayasada var olan birçok demokratik madde AKP ve Erdoğan tarafından yıllardır ihlal edilmektedir. 

Bu maddeler ve içerdiği ilgili ifadeler şunlardır:

Madde 2: “Türkiye Cumhuriyeti ... demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.”

Madde 6: “Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.”

Madde 7: “Yasama yetkisi ... Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Bu yetki devredilemez.”

Madde 8: “Yürütme yetkisi ve görevi, cumhurbaşkanı tarafından, anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.”

Madde 9: “Yargı yetkisi ... bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.”

Madde 11: “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar anayasaya aykırı olamaz.”

Madde 14: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri ... insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.”

Madde 24: “Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”

Madde 25: “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.”

Madde 26: “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.”

Madde 28: “Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.”

Madde 34: “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” 

Madde 138: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.”

***

Erdoğan’ın kullandığı “sivil anayasa” ifadesi, bu anayasa maddelerinin ihlal edilmesi eylemini meşrulaştırmanın kod adıdır!