Dünya, ABD Başkanı Trump’ın öngörülemeyen, duygusal, bencil ve kafasındaki Amerika imajının sınırları dışında kimseye değer vermeyen politikası nedeniyle büyük bir gerilim yaşıyor. Demokrasileri, ticaret düzenini ve en başta da insan haklarını tehdit eden; dolayısıyla herkesi olumsuz etkileyen sonuçları olabilecek bir gerilim… Trump ve ekibi, insanlık tecrübesini reddedip yerine de sadece ne olduğu tanımlanamayan yeni bir Amerikancılıkla şov yapıyor.
Koltuğa oturur oturmaz, Kanada ve Grönland’ı ilhak planı açıklayan, Meksika Körfezi’nin adını değiştiren, Gazze’yi Gazzeliler’den arındırıp tatil beldesi hesapları yapan, NATO’yu tehdit eden ve aslında aklına ne gelirse bunu fetih planına dönüştüren bir sınır tanımazlıkla saldırıyor. Sınır tanımaz olduğu kadar, kural ve hukuk tanımaz da… Savaşı bitirmek için can simidi attığı Rusya’nın Avrupa için tehdit olmasını umursamıyor. Öte yandan, Ukrayna’da batağa saplanan Putin’e verdiği büyük desteğe rağmen onu yine de masaya oturtamıyor. ABD’nin uluslararası hukuku tanımayan tarzı, İsrail’e büyük imkan açarken; Rusya ve Çin’e de güçlü bir referans sağlıyor: Gücü gücü yetene saldırabilir; ABD artık kimseyi korumayacak. Çünkü, Trump da aynısı yapacak!
Trump, büyük bir oyun oynadığı havasında ama dünyanın geri kalanı, hesapsız kitapsız girişimlerin sonuçlarından emin olmadığı için temkini elden bırakmıyor. Kimsenin bir parçası olmadığı, olmak da istemediği delice bir plan var ortada.
ABD Başkanı’nın en büyük hevesi de malum; gümrük vergilerini artırarak ABD’nin ticari dezavantajlardan kurtarmak arzusu… Daha önce taksit taksit başlattığı girişimi genişletti ve gümrük vergilerini artırdı.
Amerika’nın elbette küresel ticarette büyük bir üstünlüğü var. ABD eksenli ticaret ve güvenlik modeli Batı eksenli dünyanın lideri olarak tayin edici bir güç. Teknolojik, ticari ve askeri üstünlük de ABD’nin elinde. Bu alanların hepsinde tayin edici, öncü ve icat edici olarak güç ve kapasite sahibi. Bu güce nasıl ulaştığı uzun bir Amerika tarihi analizi gerektirir ama özellikle Avrupa ve özgür dünyayla kurduğu ittifak ilişkisinin bu başarıda olmazsa olmaz payı olduğu açık… Amerika, gücünü kendi insan malzemesi, verimlilik üreten sistemi ve ilişki kurma kapasitesine borçludur.
Bugün Trump’ın dayattığı model ise bunun tam zıddı bir tasarım içeriyor. Esasen bir felsefesi yok ama “Biz bize yeteriz” şeklinde özetlenebilir ama bazen bu da değil. Çünkü aynı zamanda dünyanın bir numaralı süper gücü olmaktan, hatta fetih planlarıyla bunu geliştirmekten de vazgeçemiyor.
Trump’ın gümrük vergilerini artırmak üzerine oturttuğu politika sonuç alamayacak. Alacak olsaydı zaten, ABD dahil ülkeler baştan beri böyle yapardı. Vergi duvarları arasında yaşamak en iyi yol olsaydı zengin/fakir bütün ülkeler bu yolu seçerdi. Kimse küresel ticareti geliştirmeye uğraşmaz, kendi pişirir kendi yerdi.
Dünya en azından bin yıldır aktif uluslararası ticaret yapıyor; imparatorluklardan ulus devletlere kadar herkes bu düzenin daha verimli işlemesi için model geliştiriyor. ABD de bunun dışında kalamaz, adı sanı duyulmamış bir Afrika ülkesi de…
Çok muhtemel ki sahip olduğu büyük ticari ve finansal üstünlüğe rağmen ABD de gümrük duvarları arkasında daha iyi hale gelemeyecek. Karşılıklı vergi artışları gelecek, dünya ekonomisi bundan etkilenecek ama Trump’ın açtığı ticari savaşın ömrü uzun olmayacak. Çünkü, birçok alandaki üstünlüğüne rağmen ABD, kendisini üstün kılan bu düzeni değiştirme kudretine sahip değildir. Trump’ın estirdiği güçlü rüzgarın aksine hazırlıklı da değildir.