Trump dünyasında Türkiye…

20 Ocak’ta iktidara gelişinden bu yana Trump ülkesini de dünyayı da büyük ölçüde yeniden kurguladı. Amerika kendi içinde değişti, hakları ve özgürlükleri kısıtladı, yasalarını askıya aldı. Meksika’ya müdahale tehdidinde, Kanada’ya ilhak teklifinde bulundu. Danimarka’dan toprak, Panama’dan kanal istedi. Hasımlarından çok dostlarını zorladı. Avrupa’ya başınızın çaresine bakın dedi. Hepsinin ötesinde de ticaret savaşlarını başlattı.

Neyse ki Türkiye ile ilişkilerini germedi. Suriye’de yapıcı olabileceğimize inandığını belli, Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için gösterdiğimiz çabayı da takdir etti. Suriye’deki askerlerini çekmedi ama Amerikalı yetkililerin eylem ve söylemlerinden SDG/PYD ile yeni rejimin işbirliğini ve ülkenin toprak bütünlüğünü ciddiye aldığı, istikrarına önem verdiği anlaşılıyor. Ayrıca kurgulamaya çalıştığı yeni dünya düzeni de Türkiye için fırsatlar yaratacağa benziyor.

Fazileti tartışmalı olmakla birlikte Trump yönetiminin siyaset anlayışıyla AK Parti iktidarının siyaset tarzının örtüştüğü de sır değil. Tüm bunların ötesinde Trump yönetimin iki tarafa uyguladığı baskı ve diğer yöntemlerle Ukrayna’daki savaşı bitirebilirse Türkiye üstündeki yaptırımlara uy baskısı da sona erebilir, günün birinde bizi içine çekebilecek bu büyük istikrarsızlık da yönetilebilir hale gelebilir.

Unutmayalım ki Ukrayna Savaşı Türkiye açısından ciddi bir riskti ve hala da öyle. Biz her ne kadar iki tarafa eşit mesafede durmaya çalışsak da müttefiklerimizin bazen sabır sınırlarını zorlayan angajmanları çatışmanın coğrafi tırmanma olasılığını güçlendirmekteydi. Amerika, İngiltere ve bazı başka ülkelerin Ukrayna’ya verdiği lojistik ve tabii ki istihbari destek cephe hattına da yansımaktaydı.

Geçtiğimiz günlerde New York Times’da yer alan animasyon destekli dört bölümlük yazı dizisinde aktarıldığı gibi, Amerika’nın Almanya’daki Wiesbaden üssünden ve zaman zaman da sahada Ukrayna silahlı kuvvetlerine yardımcı olarak savaşa doğrudan taraf olmuştu. Rusya’nın en güçlü ve kendince en prestijli savaş gemisinin batırılması dahi Amerikalılar sağladığı silah ve istihbaratla mümkün kılınmıştı.

Eğer bu destek sürseydi, Amerika’nın önceliği Rusya’yı Ukrayna’da yıpratmak olarak kalsaydı, savaşın yayılması ve NATO üyeliğimiz nedeniyle bizi de bir şekilde kapsaması kaçınılmazdı. Trump’ın kendince makul nedenlerle savaşı bitirmeye çalışması bu riskin azalmasına yol açtı. Ayrıca CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F-35 programına yeniden katılımın sağlaması güçlü bir olasılık olarak ortaya çıktı.

Ancak bir yanda kayıtsız şartsız İsrail hayranlığı ve Netanyahu dostluğu, diğer yanda Amerika’ya olan göçü tersine çevirme çabaları ikili ilişkileri germe potansiyelini içinde barındırıyor. Benim bildiğim biri master diğeri doktora yapan iki öğrencimizin vizeleri sudan gerekçelerle iptal edildi. Bir öğrencimiz Filistin sorununun doğru tarafında yer aldı diye terörist muamelesi gördü.

Korkarım yakında geçerli vizelerine rağmen kapılardan döndürülen insanların sayısının arttığını, vize prosedürlerinin Schengen’i aratmadığını göreceğiz. Diyebilirsiniz ki bunlar ikili ilişkileri zorlamaz, kendi hukuk düzenini, vatandaşlarının haklarını önemsemeyen, ihlal eden Türkiye oradakini hiç önemsemez. Sorunu konsolosluk desteğiyle yatıştırır. Haklı olabilirsiniz ama bu tür olaylar bazen çarpan etkisi yaratır.

Son olarak Amerika-Türkiye ilişkilerini asıl zorlayabilecek olanın İsrail’in Suriye politikası olduğunu not etmekte yarar var. Her ne kadar Türkiye 7 Ekim Hamas saldırısı sonrası İsrail müdahalesine yarattığı tüm insanlık dramlarına karşı sert çıkışlar yapmamaya, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği’nin ötesinde adım atmamaya özen göstermiş olsa da, Suriye’de yaşanan değişim ikili ilişkileri germeye başladı.

İsrail önce eski rejimden kalan silah depolarını ve savaş gemilerini bombaladı, Golan’ın bir kısmını daha işgal etti. Derken kendini Dürzilerin hamisi olarak atadı. Newsweek’e göre İsrail bölünmüş bir Suriye istiyor, PYD merkezli bir Kürt devleti kurulmasını destekliyor. Türkiye’nin Suriye’deki varlığını kendisi için tehdit olarak görüyor. Bariz bir şekilde Türkiye ile kriz yaratıp Trump yönetimini seçim yapmaya zorlamaya çalışıyor. Umarım Türkiye bu tuzağa düşmez…