Devlet terörü

Terör, halkı korkutarak boyun eğdirmeyi amaçlayan bir iktidar tekniği olarak devlet katında icat edilmiş ve uzun süre devlet tekelinde işlenen bir suç olarak kalmıştır.

Temel hakları askıya alarak, hukuksuz tutuklamalar yaparak, işkence ederek hatta devlet görevlisi olan kendi personeline veya paramiliter örgütlere cinayet işleterek terör estiren, yani ülkede korku atmosferi yaratıp siyasî sonuç elde etmeye çalışan iktidarlar, ellerindeki devlet imkânlarını ve yetkilerini kullanarak sistematik suçlar işlerler. Tarih boyunca işlenen terör suçlarının çoğu devletler eliyle işlenmiştir. Bu yüzden “devlet terörü”, genel terör bahsinde her zaman başat konumda olmuştur.

Devlet terörü, halkı korkutarak, sindirerek yönetmek için üretilir.

1792’den bu yana

Devletin egemenlik yetkilerinden kaynaklanan meşrû şiddet kullanma ayrıcalığı (zor kullanma, göz altına alma, tutuklama, hürriyeti sınırlama, mülkiyet hakkını ihlal) şayet bir iktidarın çıkarları için toplumu baskı altına alma, muhalefeti sindirme ve belirli grupları korkutarak demokratik haklarını kullanmayı engelleme amacı taşıyorsa ortada devlet terörü kol gezmektedir.

Uluslararası alanda “terörizm” başlığı altında yapılan araştırmaların, yazılan makale ve kitapların en hacimli alt başlığı “State Terrorism”, yani “devlet terörü” konusudur. Bilgiler sürekli tazeleniyor, yeni örnekler üzerinde analizler yapılıyor. Yeni tasnifler ve tanımlar devreye alınıyor. Son zamanlarda Sri Lanka, Pakistan ve geride kalan Suriye örnek olayları öne çıktı. Halihazırda “terör” başlığının en çok üzerinde durulan kısmı devlet katında üretilen terör olmaya devam ediyor.

Terör kelimesinin, devletin korku politikasını nitelemek için icat edildiğini unutmayalım. Küçük ve muhalif grupların şiddet yöntemleri ile korku salmaları çok sonra terör başlığına dahil edildi. Robespierre’in 1792’de Meclis’te yaptığı konuşmada ilk defa kullanılan terör kelimesi, bir yönetim tekniği olarak devlet terörünü kavramlaştırmak için kullanılmıştı. Şöyle diyordu bu Jakoben diktatör: “Halkı yönetmek için elimizde iki yöntem var: Erdem ve terör. Halk yeteri kadar erdemli olmadığı için biz mecburen terör yöntemi kullanıyoruz.” Terör yöntemi de sürekli çalışan giyotinle kalıcı bir sembole dönüşmüştü.

Devlet terörü üzerine araştırmalar

Konuyu merak edenlere arama motorundan anında ulaşabilecekleri iki akademik makeleyi önerebilirim.

İlki Savunma Bilimleri Dergisi’nde yayınlanmış bir makale: “Terörizmin Unutulan Yüzü: Devlet Terörizmi” başlığını taşıyor ve İzzet KONCAGÜL’e ait: (Savunma Bilimleri Dergisi The Journal of Defense Sciences Mayıs / May 2021, Sayı/Issue, 39. ss: 323-353 ,ISSN (Basılı) : 1303-6831 ISSN (Online): 2148-1776)

İkinci makale aynı temayı işleyen “Terörizm tarihinde görmezden gelinen bir olgu: Devlet Terörü” başlığını taşıyor ve Güzide Kayıtmazbatır’a ait bu makale de bir Üniversite dergisinde yayımlanmış. (Kayıtmazbatır, G. (2023) “Terörizmin Tarihinde Görmezden Gelinen Bir Olgu: Devlet Terörü”, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (AKSOS), sayı 13, s. 147-166.)

Her iki makalenin kaynakçasında, yakın zamanlara kadar uzanan uluslararası araştırmaların listeleri yer alıyor. Konunun önemi, kapsamı ve ele alınış biçimi üzerine bu iki makaleden yeterli fikir edinebilirsiniz.

Ayırt edici özellikleri

Devletin meşru şiddet kullanma ayrıcalığı vardır; ancak devlet terörizmi meşruiyet sınırlarını aşıp halkı korkutarak yönetmeyi amaçlar. Bunun için de suç işler.

Claridge’in State Terrorism: Applying a Definitional Model. Terrorism and Political Violence kitabında devlet terörizmi 7 maddede şu şekilde açıklanmaktadır:

Devlet terörizmi sistematiktir,

Şiddet ve şiddet tehdidi içermektedir,

Politiktir,

Devlet temsilcileri ya da devletin kaynakları ile çalışan yandaşlar tarafından uygulanmaktadır,

Korku yaratmak amaçlanmaktadır,

Mağdurdan daha geniş bir gruba mesaj iletmek için amaçlanmıştır,

Söz konusu mağdur kitle silahlı bir örgütlenme içinde değildir, sadece muhaliftir.

Uzmanlar terörizmi, muhalif bir grup veya devlet tarafından üretilmesine bakmadan ahlâka ve hukuka dayanmayan her türlü politik şiddet veya korkutma amaçlı faaliyet olarak tanımlıyorlar. Devlet terörü için “örtülü operasyon” tabiri yaygın olarak kullanılıyor.

“Devlet marifetiyle işlenen terör suçu, genel terör eylemlerinde olduğu gibi saik, araç, kasıt ve maksat unsurlarından oluşmaktadır. Aktörün devlet olması söz konusu eylemin terörizm olarak adlandırılmasına engel teşkil etmiyor.. Kısacası devlet terörizmi, devletin güvenlik güçleri (ordu, jandarma ve polis) veya paramiliter yapılanmalar tarafından, korumakla yükümlü olduğu vatandaşlarına veya diğer devletlerin vatandaşlarına karşı politik bir amaç doğrultusunda şiddet tehdidinin olması veya şiddetin kullanılmasıdır. Söz konusu eylemin mağdur dışında hedef kitlede korku yaratması ve devlet yetkilerini kullanan otorite eliyle gerçekleşmesi devlet terörizminin en kritik unsurlarını oluşturmaktadır. Devlete ait yetkileri ve imkânları kullanan otoritenin hangi seviyede olacağı ise başka bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan çalışmalarda üst otorite devlet başkanı veya bakanlar olabileceği gibi general veya üst seviyedeki yetkililer de olabilmektedir.” (Koncagül, s.332)

Devlet terörünün amacı hedef kitlede korku ve paniğe yol açmaktır. Bu korku ve panik havası doğrudan hedef alınmayan kesimleri de etkilemekte ve onlar da tutum ve davranışlarını değiştirme ihtiyacı hissetmektedir. Ortada devlet terörüne maruz kalmış örnekler çoğaldıkça, geri kalanlar kendilerini gelecekteki potansiyel kurbanlar olarak görmektedir. Korku muhalif kesimlere egemen olunca iktidarlar istediklerini her hangi bir dirençle karşılaşmadan yapabilir hale gelmektedir.

Devlet terörü suçu

Blakeley, devlet terörizminin dört ana unsuru içerdiğini belirtmektedir:

Devletin korumakla yükümlü olduğu bireylere karşı kasıtlı bir şiddet eylemi veya daha önceden bir şiddet eylemi gerçekleşmişse onun tekrarlanacağı tehdidi olmalıdır;

Eylem, paramiliter gruplar ve özel güvenlik birimler de dahil olmak üzere, devlet adına yetkili aktörler tarafından işlenmelidir;

Şiddet eylemi veya tehdidi, hedef kitlelerde aşırı korku uyandırmayı amaçlar;

Hedef kitle, davranışlarını ve tutumlarını bir şekilde değiştirmeyi düşünmeye zorlanır.

Korku atmosferi oluşturma ve sindirme şeklinde iki temel dinamik öne çıkmaktadır. Bu şekilde iktidarlar muhalefeti etkisiz hale getirmekte ve rakipsiz bir şekilde hükmetmektedir.

Devlet terörü, diğer terör suçları gibi bir suçtur. Diğer terör suçlarından ayrılan temel özelliği ise otorite ile bağlantısı ve siyasî olarak hedef alınan kitledir. Hukuksuz tutuklamalar, işkence ve kötü muamele, temel hak ihlalleri bu iki özelliği barındırıyorsa devlet terörü suçu işlenmektedir. Devletlerin istihbarat kaynakları, özel verilere ulaşma yeteneği, kitle iletişim araçlarını seferber etme kapasitesi, devlet yetkilerinin ve ayrıcalıklarının bu amaçla istismarı devlet terörü suçunu daha da ağır bir suç kategorisi içine sokmaktadır.