Sedat Ergin, her zamanki kılı kırk yaran titizliğiyle,
31 Mart seçimleri üzerine Hürriyet'te uzun uzun yazdı.
Seçimi değişik yönleriyle 18 yazıda analiz etti.
Dikkatle okudum.
(Bugün 31 Mayıs.
Aradan tam iki ay geçti.)
Dizinin özellikle sonuçlar bölümündeki tespit ve
gözlemlerden başlıca şu noktaların altını çizdim.
KATILIMDAKİ ÇARPICI DÜŞÜŞ
Bu seçimin en ayırt edici özelliklerinden biri,
AK Parti'nin 2002 Kasım ayında iktidara
gelmesinden sonraki 22 yıllık dönemde
katılım oranının en düşük olduğu
seçimlerden biri olması. Katılımın bu kadar
düşük olması Türk demokrasisi açısından
çok alışageldik bir durum değil.
14 Mayıs'ta Türkiye genelinde 53 milyon 994 bin kişi
sandığa gidip oy kullanmış.
Oysa, bir yıl sonra 31 Mart'ta
yalnızca 48 milyon 256 bin kişi gitmiş sandığa.
Yani bir yılın sonunda 5 milyon 738 bin kadar gerilemiş
sandığa giden seçmen sayısı.
Üstelik geçen süre içinde 720 bin dolayında
yeni seçmen de katılmış seçmen ordusuna.
Bu durumda, bir yıl önce oy kullanan bu kadar
insanın bu kez neden sandığa gitmediği sorusu
önem kazanıyor. Seçime katılmayanların
ana gövdesi AKP seçmeni. Ama diğer
partilerden de daha az oranlarda olmakla
beraber oy kullanmayanlar var. Özellikle
Güneydoğu'da katılımın çok düşük olması
düşündürücü. İşin bu kısmına Güneydoğu/HDP
kısmında ayrıca değineceğiz.
AKP'NİN GERÇEK GÜCÜ NE?
Seçimin ana mağlubu AKP!
Açıklanan sonuçlarda CHP'yi yüzde 37.77,
AKP'yi yüzde 35.49 gösteren bir
"Ülke Geneli" tablosu var.
Pek çok insan bu tabloya itibar ediyor.
İki büyük parti de bu tablodaki oranları
esas alıyor. Sedat Ergin, ısrarla bu oranların
brüt olduğunu ve yanıltıcı bir nitelik taşıdığını
söylüyor. Çünkü, bu tablo 30 büyükşehirde
belediye başkanlarına verilen oylarla büyükşehir
statüsü dışında kalan 51 ilde "il genel meclisi"
pusulalarında kullanılan oyların toplamını yansıtıyor.
Yanıltıcı, şu nedenle…
İl genel meclisi oyları büyük ölçüde parti
aidiyetiyle verilen oylar. Buna karşılık,
belediye başkanlığı seçimleri birçok ilde
cumhurbaşkanlığı seçimi gibi iki adaylı geçiyor.
Şahıslar ön plana çıkıyor.
Örneğin, İstanbul'da her iki büyük partinin
adayına da başka partilerden destek geliyor.
Ama parti dışından gelen bu destekler daha sonra
parti aidiyeti ile verilen ilçe belediye meclisi
oylarında önemli ölçüde geri çekiliyor.
İstanbul'da CHP ve AK Parti ilçe belediye meclis
oylarının hem Ekrem İmamoğlu
hem de Murat Kurum'un oylarının
altında kalması bunun kanıtı.
Ergin, bu çerçevede yine ısrarla sonuçları
daha gerçekçi görmemiz bakımından
51 ilin il genel meclisi sonuçlarını
30 büyükşehirdeki ilçe belediye meclisi oylarıyla
toplayan hesabı esas almamız gerektiğini savunuyor.
İlginçtir ki, bu hesaplamada CHP'nin oyu
yüzde 37.77'den birden 34.51'e,
AK Parti'nin oyu da yüzde 35.49'dan
yüzde 32.42'ye iniyor.
Çünkü, belediye başkan adaylarına dışarıdan gelen
takviye oylar, ilçe belediye meclislerinde
kendi partilerine dönüyor.
AKP açısından tablo çok düşündürücü.
Neden? Çünkü, bu tabloda ilk kez 2002 kasım
ayındaki genel seçimde aldığı yüzde 34.28
oranının altına düşmüş olduğu ortaya çıkıyor
iktidar partisinin.
BÜYÜKŞEHİRLERDEKİ
AKP OYLARI MHP DESTEĞİ
NEDENİYLE BRÜT...
Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli
Sedat Ergin'e bakarsanız, bu oran da
gerçek durumu yansıtmıyor.
AK Parti'nin gerçek oyunun bunun da
altında olması gerekiyor.
Neden?
Çünkü AK Parti ile MHP, 30 büyükşehirde
çok kapsamlı bir işbirliğine gittiler.
Örneğin, MHP tam 28 büyükşehirde
belediye başkan adayı çıkarmadı,
doğrudan AK Parti adaylarını destekledi.
MHP, sadece Mersin ve Manisa'da büyükşehre
belediye başkan adayı gösterdi, AK Parti de
jest olarak bu iki ilde aday çıkarmadı,
MHP adaylarını destekledi. Ama bu destek
MHP adaylarını seçtirmeye yetmedi.
Ama asıl önem taşıyan, işin püf noktası olan konu,
belediye başkanlığı oylarından
çok yine ilçe belediye meclis oyları...
Aynı ittifak içinde MHP, 30 büyükşehirde
toplam 519 ilçenin beşte dördünde aday
göstermemiş. Sadece beşte birinde,
109 ilçede göstermiş. Buna paralel bir şekilde
ilçelerin beşte dördünde ilçe belediye meclisleri
için aday listesi de çıkarmamış.
Ortak listelerle seçime gidilmiş.
Yani, MHP seçmenleri, 30 büyükşehirde
ilçelerin büyük bir bölümünde doğrudan
AKP listelerini desteklemişler. Örneğin MHP,
İstanbul'da 39 ilçeden yalnızca Beşiktaş ve
Silivri'de aday çıkarmış. Buna karşılık 37 ilçede
doğrudan AKP istelerini desteklemiş MHP'liler.
Tam bu noktada bir fotoğraf çekelim.
MHP'nin 14 Mayıs seçimlerinde İstanbul'da
612 bin oy aldığını dikkate alırsak,
bu seçmenlerden 31 Mart'ta sandığa gidenlerin
oylarının önemli ölçüde AK Parti'ye yönelmiş
olması gerekiyor. MHP, 31 Mart'ta İstanbul'da
ilçe belediye meclislerinde, yani aday çıkardığı
Silivri ve Beşiktaş'ta sadece 51 bin oy almış.
MHP'nin İstanbul'daki gücünün 600 bin civarında
olduğu kabul edersek kalan 550 bin oy nereye gitti?
Özetlemek gerekirse, bu gibi durumlar
AKP'nin 30 büyükşehirde aldığı ilçe belediye meclisleri
oylarının da aslında "brüt" olduğunu gösteriyor.
O zaman şunu anlamamız gerekmez mi?
AK Parti'nin ikinci hesaplamada Türkiye
genelinde aldığı gözüken 14 milyon 850 bin
kadar oyun içinde ciddi bir MHP katkı
payı söz konusu. Örneğin MHP'nin
14 Mayıs'ta İstanbul'da aldığı 600 bin oy da bunun içinde.
Bu durum dikkate alındığında, Sedat Ergin 16 Mayıs
tarihli "CHP ve AK Parti'nin önündeki kritik sorular"
başlıklı analizinde şu tespiti yapmış:
"Her hâlükârda, büyükşehirlerde MHP'nin
taktik nedenlerle AK Parti'ye kaymış olan
ancak görünmeyen oyları hesaba katıldığında,
AK Parti'nin, yüzde 32,42 çıkan oranının da
belli bir miktar altında olduğunu
kabul etmemiz mantığın gereğidir."
Yani "AKP yüzde 32,42'nin de altında" diyor. Peki ne kadar altında?
MHP YÜZDE 10 EŞİĞİNDE...
Ergin, 17 Mayıs tarihli 18'inci final yazısında,
"MHP'nin oyunun 14 Mayıs'ta milletvekili
seçiminde ülke genelindeki yüzde 10 oranı
eşiğinde bir yerde durduğunu" tahmin ediyor.
Bu sonuca varırken MHP'nin AKP ile seçim
ittifakı yaptığı 51 ildeki il genel meclisi sonuçlarında
14 Mayıs'taki oylarının gerilemediği,
hatta bir nebze üstüne çıktığı, yani MHP'nin
gücünü koruduğu olgusundan hareket ediyor.
Buradan da zaten AK Parti'deki büyük düşüşün
MHP'yi etkilemediği sonucuna varıyor.
Peki, MHP ülke genelinde yüzde 10 dolayında
ise ve oylarının önemli bir kısmı da ilçe belediye
meclislerindeki ittifak nedeniyle AK Parti'ye
ödünç gittiyse, o zaman AKP'nin Türkiye genelinde
yüzde 30 oranının da altına indiğini
kabul etmemiz gerekmez m?
Peki ne kadar altında?
Yüzde 29 mu, yüzde 28 mi?
Sedat Ergin, bunun spekülasyonuna girmiyor.
Ama en çok vurguladığı tema, seçim ittifakı nedeniyle
AKP ile MHP oylarının birbirinin iç içe geçmiş olması.
Bu da her iki partinin oylarının kesin sınırlar
içinde tam olarak ölçülmesini güçleştiriyor ona göre...
AKP'NİN "ARA BÖLGEDE
KALAN" SEÇMENLERİ
VE YENİDEN REFAH PARTİSİ...
Sedat Ergin'in bir başka tespitine gelince:
Gaziantep, Kahramanmaraş, Kayseri, Konya,
Sakarya, Düzce, Kocaeli gibi doğudan batıya
doğru Anadolu'da AKP'nin geleneksel olarak
güçlü olduğu yerlerde Yeniden Refah Partisi'ne
ciddi oy geçişleri...
Bir başka geçişle:
Yeniden Refah Erdoğan tabanını alttan alta kemiriyor.
Ama bir bu kadar önemli faktör herhalde
sandığa gitmeyenler olmalı. Erdoğan seçmeni olan,
onun izlediği politikalardan rahatsızlık duyan,
ama eli başka partiye oy vermeye de gitmeyen,
evinde oturan geniş bir kitle var.
Sedat Ergin, bunlara "ara bölgede kalmayı
tercih eden AK Parti seçmenleri" diyor.
Ara bölgedekiler 31 Mart'taki seçim sonucu
üzerinde önemli bir etki icra ettiler.
Neredeyse 6 milyona yakın bir kitle sandığa gitmedi.
Bunların yabana atılmayacak bir bölümü AKP seçmeni.
CHP BAŞARILI AMA BİR DE
MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜ VAR
İstanbul Büyükşehir Belediyesi önü - 31 Mart 2024
CHP seçimin galibi, tartışma yok.
Ama AK Parti'nin gerçek gücünü ölçmek
için uygulanan yöntem bu partiye de uygulanmalı.
Ergin, burada da CHP'yi yüzde 37.77 oranında
gösteren ve büyükşehirlerde belediye başkanlığı
seçimlerini baz alan şablona itibar etmiyor.
Çünkü bu yüksek toplamda Ekrem İmamoğlu,
Mansur Yavaş gibi güçlü, popüler belediye
başkanlarının başka pek çok parti tabanından
aldıkları destek oyları var.
Bu durum Mersin'de, Adana'da, Bursa'da çok yaygın.
HDP'lilerden, İYİ Partililerden gelen
destek oylarını unutmayalım.
Ergin, "30 büyükşehir ilçe belediye meclisleri + 51 ilde il
genel meclisleri" toplamından oluşan daha gerçekçi
hesaplamada CHP'nin oyunun 15,8 milyon
dolayında olduğunu, bunun da yüzde 34,51
oranına karşılık geldiğini belirtiyor.
CHP'nin Türkiye genelinde 14 Mayıs'a kıyasla
2,4 milyon dolayında oy artışı sağladığını,
bu artışın ana gövdesini sandıkta başarılı
olduğu ve belediyeleri kazandığı 13 büyükşehrin
oluşturduğunu vurguluyor.
CHP'nin büyükşehir belediyelerini aldığı 14 il
içinde bir tek İzmir artış sağlayamamış,
yerinde saymış. Söz konusu 13 büyükşehrin çoğunda
CHP 14 Mayıs'a kıyasla yüzde oranları üzerinden
10 puan üzerinde artışlar sağlamış.
Belli ki, CHP'nin büyükşehirlerdeki yönetim
modelleri sandıkta başarı getiriyor.
Ergin, 81 ili tek tek incelediğinde ayrıca CHP'nin
5 ile 10 puan aralığında artış sağladığı 16 il
bulunduğuna dikkat çekiyor.
Bunlar arasında Afyon, Kırıkkale, Zonguldak gibi
yerler var. Ancak bu illerdeki artışların CHP'nin toplam
artışı içinde geniş bir pay tuttuğunu
söyleyebilmek yine de güç.
14 ilde ise CHP'nin oylarının yerinde saydığını
tespit etmiş. Bunlar Orta Anadolu ve Karadeniz ağırlıklı.
18 ilde de sert ölçülerde olmasa da düşüşler gözlemiş.
Orta Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu ağırlıklı.
Özetle, CHP'nin Orta Anadolu, Doğu ve Güneydoğu
Anadolu'da birçok yerde yerinde saydığına,
bazı yerlerde de kan kaybettiğine dikkat çekiyor Ergin.
Yani madalyonun bir de arka yüzü olduğunu söylüyor.
Şöyle yazmış:
"Orta Anadolu'nun milliyetçi-muhafazakâr dokusu
ve Güneydoğu'nun büyük ölçüde CHP'ye hâlâ
mesafeli durduğunu söyleyebiliriz."
HDP'NİN DİYARBAKIR'DAKİ
114 BİN OY KAYBINI NASIL AÇIKLAYACAĞIZ?
HDP'ye gelince...
Bu partinin aldığı sonucu değerlendirirken,
öncelikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu'nun
Türkiye'de bu seçimde katılım oranının en düşük
seyrettiği bölgeler olduğuna dikkat çekiyor.
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Ahmet Yener'in
açıklamasına göre, büyükşehirlerde seçime en
düşük katılım yüzde 67,34 ile Diyarbakır'da,
il bazında ise yüzde 59,63 ile Bingöl'de gerçekleşmiş.
HDP'nin devamı DEM Partisi, bölgede başat siyasi
güç olduğunu bir kez daha sergilemiştir. Ancak
DEM Parti'nin oylarında bir önceki 14 Mayıs 2023
milletvekili seçiminde HDP çizgisini temsil eden
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi'ne kıyasla göze
çarpan bir düşüşün yaşandığı da bir gerçek.
Bu düşüş bazı illerde çok sert.
Örnek olarak Diyarbakır'a bakalım.
Yeşil Sol Parti'nin 14 Mayıs 2023 milletvekili
seçiminde 561 bin olan Diyarbakır oyu,
geçen 31 Mart'ta DEM Parti'de 447 bine gerilemiştir.
Yaklaşık 114 bin dolayında bir düşüş söz konusu.
On buçuk ay içinde çok sert bir düşüş değil mi?
Bu gerileme eğilimini bölgede Batman, Şanlıurfa,
Van gibi başka illerde de görmek mümkün.
Ergin'in gözlemine göre, gerek bölgedeki
katılımın gerilemesi gerek DEM oylarındaki
düşüş yönelişi HDP hareketi açısından
düşündürücü bir duruma işaret ediyor.
Bunun nedenleri konusunda bir dizi faktör
öne sürüyor. Bunlar arasında bir faktör olarak
"bölgedeki seçmenin en azından bir kesiminde
bu aşamada siyasetten uzaklaşma eğiliminin
uç verdiği şeklinde bir okuma yapılabilir" gözlemini yapıyor.
Ayrıca, sahadaki gazetecilerin gözlemlerine dayanarak,
kayyım uygulamalarının bölge seçmeni üzerinde
sandıktan uzaklaştırıcı bir etkisi olabileceğini ileri sürüyor.
Bir başka faktör olarak HDP'nin yerel adaylar için
ön seçim yapmasına karşılık bazı yerlerde listeler
açıklandığında bu seçim sonuçlarına uyulmamasının
yol açtığı tepkileri de yine hesaba katıyor.
Bütün bunlara karşılık, yine de HDP seçmeninin
belli bir düşüşe karşılık partiyi sahiplendiğini ve
partinin bölgede başat siyasi güç olduğunu
bir kez daha gösterdiğini belirtiyor.
Bölgeden, Kürt oylarından söz açılmışken
AKP'nin bölgedeki durumuna da kısaca bakmak gerekiyor.
Diyarbakır'da AKP'nin 14 Mayıs'ta 201 bin olan oyu,
31 Mart'ta ilçe belediye meclislerinde 121 bine düşmüş.
Neresinden bakılırsa bakılsın, 80 binlik düşüş çok sert.
Bu kayıpların önemli bir bölümünün HÜDA PAR ile
Yeniden Refah'a gittiğini söylemek mümkün.
Muhtemelen sandığa gitmeyen AKP seçmenleri de var.
Diyarbakır gibi Güneydoğu'da başka daha birçok
önemli merkezde oy kayıpları yaşamış AKP.
HDP OYLARINDA
BÖLGE - METROPOL AYRIŞMASI
Ergin, aynı zamanda bölgedeki geleneksel
HDP çizgisindeki oylar ile ülkenin batısında
büyük metropollerdeki, özellikle İstanbul'daki
HDP eğilimli Kürt seçmenlerin oyları arasında
bir ayrışmanın da ortaya çıktığını vurguluyor.
DEM Partisi İstanbul'da büyükşehir belediye
başkanlığı için ayrı bir aday (Meral Danış Beştaş)
çıkarmış olsa da, bu aday ancak
yüzde 2,12 oranında oy alabilmiş...
HDP tabanından CHP'ye kayda değer bir yönelme
olmuştur. (Leyla Zana'nın İstanbul seçmenlerine
DEM Partisi'ne oy verilmesi için yaptığı çağrıların
sonuç getirmediği anlaşılıyor.)
Burada CHP açısından bir paradoks var Ergin'e göre.
CHP Güneydoğu'da ciddi bir varlık gösteremezken,
adayları batıdaki bazı büyük metropollerde
Kürt seçmenler açısından önemli bir adres olabiliyor.
"Bunda HDP çizgisindeki Kürt seçmenlerin AKP iktidarına
mesafe koyma arayışı kadar, metropollerin sosyolojisinin
parti aidiyetlerini çözen dinamiklerinin de işlediğini
teslim etmemiz gerekir" diye yazmış Sedat Ergin.
AKP'NİN PARADOKSU:
MUHAFAZAKÂR ANADOLU'DA GERİLİRKEN,
BATIDA SAHİL ŞERİDİNDE HASAR DAHA AZ
18 yazılık dizinin sonunda Ergin'in gözüne çarpan
en ilginç bulgulardan biri, AKP kayıplarının
coğrafi dağılımındaki paradoks olmuş.
AKP genel bir trend olarak bütün ülke genelinde
oy kaybetmiş ama en az hasar aldığı, kayıplarının
görece düşük oranda çıktığı seçim bölgeleri daha
çok ülkenin batısındaki sahil şeridi ve Trakya
gibi görünüyor. Balıkesir, Muğla ve İzmir'de
bu eğilimin çok belirgin olduğunu belirtiyor.
Buna karşılık Erzurum'dan başlayan, Gaziantep,
Kahramanmaraş, Kayseri, Konya hattı üzerinden
Sakarya ve oradan Kocaeli'ne uzanan muhafazakâr
bir eksende "blok oy kopmaları" olduğuna dikkat
çekiyor. Sadece bu 7 ilde 14 Mayıs'a kıyasla
850 bin oy kaybettiğini hesaplamış.
Sedat Ergin, "milliyetçi-muhafazakâr eksen" diye
adlandırdığı bu hattın aynı zamanda Yeniden Refah'ın
önemli artışlar sağladığı bir coğrafya olduğunun altını çiziyor.
ÖZETLE:
31 Mart vaziyetleri böyle...
AKP inişte! Erdoğan'ın bu düşüşü
tersine çevirmesi yakın ihtimal değil.
CHP çıkışta! Akıllı giderse,
tek başına iktidar yolu açık...
Yeniden Refah Partisi, anlaşılan o ki,
AKP tabanını kemirmeye devam edecek.
MHP ancak yüzde 10 sınırında...
DEM Parti, Kürt seçmenden kaynaklanan
kendisine dönük bazı uyarı sinyallerini
dikkate alırsa iyi olur.
Sedat Ergin, with his usual meticulous attention to detail,
31 MartHe wrote at length about the elections in Hürriyet.
He analyzed the election from different aspects in 18 articles.
I read it carefully.
(Today is May 31.
Exactly two months have passed.)
The findings and conclusions of the series, especially in the results section
I underlined the following main points from my observations.
DRAMATIC DECLINE IN PARTICIPATION
One of the most distinctive features of this choice is that
The AK Party came to power in November 2002
in the 22 years following his arrival
the lowest participation rate
being one of the elections. The participation is this much
low in terms of Turkish democracy
It's not a very common situation.
On May 14, 53 million 994 thousand people across Türkiye
went to the polls and voted.
However, one year later on March 31st
Only 48 million 256 thousand people went to the polls.
That is, at the end of one year, it has decreased by 5 million 738 thousand.
the number of voters who went to the polls.
Moreover, around 720 thousand people have been
New voters have also joined the army of voters.
In this case, that's how many people voted a year ago
The question of why people did not go to the polls this time
is gaining importance. Those who did not participate in the election
the main body is AKP voters.But other
although less than the parties
There are those who do not vote together. Especially
Participation in the Southeast is very low
thought-provoking. This part of the work is Southeast/HDP
We will also mention it in the .
WHAT IS THE REAL POWER OF AKP?
The main loser of the election is AKP!
In the announced results, CHP received 37.77 percent,
AKP 35.49 percenta showing
There is a "Countrywide" table.
Many people trust this table.
The two major parties also have the same rates in this table.
Sedat Ergin insists that these rates are based on
that it is gross and misleading
Because, this table is in 30 metropolitan cities.
votes cast for mayors of metropolitan municipalities
"Provincial council" in 51 provinces outside the status
It reflects the total number of votes cast on the ballot papers.
Misleading, because…
Provincial council votes are largely based on party
votes cast based on affiliation. In contrast,
mayoral elections in many provinces
It is a two-candidate race, like a presidential election.
Individuals come to the fore.
For example, in Istanbul, both major parties
The candidate also receives support from other parties.
But these supports from outside the party later
district municipal council given by party affiliation
significantly decreasing their votes.
CHP and AK Party district municipal councils in Istanbul
votes of both Ekrem İmamoğlu
and also Murat Kurum's votes
The fact that it remains under is proof of this.
Ergin, in this context, insisted on the results
for us to see more realistically
Results of the provincial councils of 51 provinces
With the votes of district municipal councils in 30 metropolitan cities
He argues that we should take the aggregator account as a basis.
Interestingly, in this calculation, the CHP vote
from 37.77 percent to 34.51,
The AK Party's vote also increased from 35.49 percent
decreases to 32.42 percent.
Because the mayoral candidates are coming from outside
reinforcement votes, in district municipal councils
returning to their own parties.
The picture is very thought-provoking for the AKP.
Why? Because, for the first time in this table, November 2002
34.28 percent of the votes received in the general elections in May
It turns out that the rate has fallen below
of the ruling party.
IN THE METROPOLITAN CITIES
AKP VOTES MHP SUPPORT
GROSS DUE TO...
Recep Tayyip Erdogan and Devlet Bahceli
If you look at Sedat Ergin, this rate is also
does not reflect the real situation.
The real game of the AK Party is this
it needs to be under.
From where?
Because the AK Party and MHP are in 30 metropolitan cities
They entered into a very comprehensive cooperation.
For example, MHP is in 28 metropolitan cities.
did not nominate a mayoral candidate,
directly supported AK Party candidates.
MHP only in Mersin and Manisa metropolitan municipalities
nominated a mayoral candidate, and the AKP
As a gesture, he did not nominate candidates in these two provinces,
He supported the MHP candidates. But this support
It was not enough to get MHP candidates elected.
But the most important issue, the crux of the matter, is this:
from mayoral votes
many more district municipal council votes...
Within the same alliance, MHP is in 30 metropolitan cities
candidates in four-fifths of the total 519 districts
did not show. Only one in five,
It was shown in 109 districts. In parallel with this
district municipal councils in four-fifths of the districts
He did not even put forward a list of candidates for the post.
The elections were held with joint lists.
That is, MHP voters in 30 metropolitan cities
in most of the districts directly
They supported the AKP lists. For example, MHP,
Of the 39 districts in Istanbul, only Beşiktaş and
He nominated a candidate in Silivri. On the other hand, in 37 districts
MHP members who directly supported AKP demands.
Let's take a photo right at this point.
MHP in Istanbul in the May 14 elections
If we take into account that he received 612 thousand votes,
of these voters who went to the polls on March 31
a significant portion of their votes went to the AK Party
It should be. MHP will be in Istanbul on March 31st
in district municipal councils, that is, where candidates are nominated
He received only 51 thousand votes in Silivri and Beşiktaş.
MHP's strength in Istanbul is around 600 thousand
If we accept that it was, where did the remaining 550 thousand votes go?
To summarize, such situations
District municipal councils won by AKP in 30 metropolitan cities
shows that their votes are actually "gross".
So shouldn't we understand this?
Türkiye in the second calculation of the AK Party
14 million 850 thousand that appear to have been received overall
A serious MHP contribution to the game
share is in question. For example, MHP
The 600 thousand votes he received in Istanbul on May 14 are also included in this.
Considering this situation, Sedat Ergin, May 16
" dated "Critical questions facing CHP and AK Party"
In his analysis titled, he made the following observation:
"In any case, MHP's votes in the big cities
who shifted to the AKP for tactical reasons
but when the absentee votes are taken into account,
The AK Party's rate of 32.42 percent
is below a certain amount
It is logical that we accept it."
So he says, "AKP is below 32.42 percent." So how much below?
MHP ON THE THRESHOLD OF 10 PERCENT...
Ergin, 18th dated May 17final articlein,
"MHP's vote is on May 14th for the MPs
10 percent nationwide in the election
He guesses that he is "standing somewhere on the brink."
In reaching this conclusion, MHP's election with AKP
in the provincial council results in the 51 provinces with which it formed an alliance
The votes on May 14 did not decline,
even a little bit more than that, that is, MHP
It starts from the fact that it maintains its power.
From here, we can already see the great decline in the AK Party.
He concludes that it does not affect the MHP.
Well, MHP is around 10 percent nationwide
and a significant portion of their votes are from the district municipality
to the AK Party due to the alliance in their parliament
if it went on loan, then AKP's all over Türkiye
It has fallen below 30 percent
Shouldn't we accept it?
So how much lower?
29 percent or 28 percent?
Sedat Ergin does not speculate on this.
But the theme he emphasizes the most is that because of the electoral alliance
The AKP and MHP votes are intertwined.
This means that the votes of both parties are strictly limited.
makes it difficult to measure exactly within...
AKP'S "BUFFER ZONE"
"REMAIN" VOTERS
AND AGAIN THE WELFARE PARTY...
As for another observation by Sedat Ergin:
Gaziantep, Kahramanmaras, Kayseri, Konya,
Sakarya, Duzce, Kocaelilike from east to west
in Eastern Anatolia, the AKP has traditionally
to the New Welfare Party in places where it is strong
serious vote shifts...
With another transition:
Refah is slowly eroding Erdoğan's base.
But I guess it's just as important a factor
There must be those who do not go to the polls. Those who are Erdoğan voters,
who are disturbed by the policies he pursues,
but who does not hesitate to vote for another party,
There is a large crowd sitting at home.
Sedat Ergin told them to "stay in the buffer zone"
"AK Party voters who prefer"he says.
Those in the buffer zone will be affected by the election results on March 31st
they exercised a significant influence on.
Almost 6 million people did not go to the polls.
A significant portion of these are AKP voters.
CHP IS SUCCESSFUL BUT ALSO
THERE IS ANOTHER SIDE TO THE COIN
In front of Istanbul Metropolitan Municipality - March 31, 2024
CHP is the winner of the election, there is no debate.
But measuring the real power of the AKP
The method applied to should also be applied to this party.
Ergin also supported the CHP with 37.77 percent
and mayoralty in metropolitan cities
does not respect the template on which his choices are based.
Because of this high total, Ekrem İmamoğlu,
Mansur Yavasstrong, popular municipality like
presidents from many other party bases
they have the votes they receive.
This situation is very common in Mersin, Adana and Bursa.
From HDP and İYİ Party members
Let's not forget the votes of support.
Ergin said, "30 metropolitan district municipal councils + provincial councils in 51 provinces
more realistic, consisting of the sum of "general assemblies"
In the calculation, CHP's vote is 15.8 million
It is around 34.51 percent.
indicates that it corresponds to the ratio.
CHP's overall Türkiye compared to May 14
It provided an increase of around 2.4 million votes,
the main body of this increase was successful at the ballot box
13 metropolitan cities where it was elected and won the municipalities
emphasizes that it creates.
14 provinces where CHP took metropolitan municipalities
Only Izmir could not achieve an increase,
has remained stagnant. In most of the 13 metropolitan cities in question
CHP in percentage terms compared to May 14
It increased by over 10 points.
Obviously, the CHP's administration in the metropolitan cities
models bring success at the ballot box.
When Ergin examined the 81 provinces one by one, he also saw that the CHP
16 provinces where it increased by 5 to 10 points
draws attention to the fact that.
These include Afyon, Kırıkkale, Zonguldak, etc.
There are places. However, the increases in these provinces are not the total of CHP
has a large share in the increase
It's still hard to say.
In 14 provinces, CHP's votes remained the same
These are mainly from Central Anatolia and the Black Sea region.
Decreases, although not drastic, were observed in 18 provinces.
Mainly Central Anatolia, Southeastern and Eastern Anatolia.
In summary, CHP's Central Anatolia, Eastern and Southeastern
It remains stagnant in many places in Anatolia,
Ergin points out that he also lost blood in some places.
So he says that there is also a flip side to the coin.
He wrote:
"The nationalist-conservative texture of Central Anatolia
and the Southeast is still largely under the CHP
We can say that he keeps his distance."
HDP IN DIYARBAKIR
HOW DO WE EXPLAIN THE LOSS OF 114 THOUSAND VOTES?
As for HDP...
While evaluating the result of this party,
primarily in Southeastern and Eastern Anatolia
The lowest turnout rate in this election in Turkey
draws attention to the regions he watches.
The Chairman of the Supreme Election Board, Ahmet Yener
According to the statement, the most popular choice in metropolitan cities
Low turnout was in Diyarbakır with 67.34 percent,
On a provincial basis, it was realized in Bingöl with 59.63 percent.
The continuation of HDPDEM Party is the dominant political party in the region
has once again demonstrated its power. However,
The previous DEM Party votes were on May 14, 2023
representing the HDP line in the parliamentary elections
Compared to the Greens and the Left Future Party
It is also true that there has been a dramatic decline.
This decline is very sharp in some provinces.
Let's look at Diyarbakır as an example.
Member of Parliament of the Green Left Party on May 14, 2023
561 thousand votes in Diyarbakır election,
On March 31, it fell to 447 thousand in the DEM Party.
There is a decrease of approximately 114 thousand.
Isn't that a pretty steep decline in ten and a half months?
This downward trend is seen in Batman, Şanlıurfa,
It is also possible to see it in other provinces like Van.
According to Ergin's observation, both in the region
turnout should decline in DEM votes
The downward trend is in terms of the HDP movement
indicates a thought-provoking situation.
A number of factors are responsible for this
As a factor among these,
"at least a segment of the electorate in the region
At this stage, the tendency to move away from politics
"It can be read that it has given off an edge," he observes.
Additionally, based on observations from journalists in the field,
trustee practices on regional voters
He argues that it could have a dissuasive effect on voters from the ballot box.
Another factor is HDP's support for local candidates.
in some places, lists, in contrast to the pre-selection
failure to comply with these election results when they are announced
He also takes into account the reactions it provokes.
Despite all this, HDP voters still
that he embraced the party despite a certain decline and
the party is the dominant political force in the region
once again he stated that he had shown.
Speaking of the region and the Kurdish votes
It is also necessary to briefly look at the AKP's situation in the region.
In Diyarbakır, the AKP's votes were 201 thousand on May 14,
On March 31, the number of votes in district municipal councils dropped to 121 thousand.
No matter how you look at it, a decline of 80 thousand is very sharp.
A significant portion of these losses are due to HUDA PAR
It is possible to say that he went to Refah again.
There are probably AKP voters who do not go to the polls.
There are many more in the Southeast like Diyarbakir
AKP experienced vote losses in important centers.
IN THE MONTHS OF HDP
REGION - METROPOLIS SEPARATION
Ergin is also a traditional figure in the region
In the west of the country with votes in the HDP line
in large metropolises, especially in Istanbul
Among the votes of Kurdish voters who lean towards HDP
emphasizes that a separation has emerged.
DEM Party is a metropolitan municipality in Istanbul
a separate candidate for the presidency (Meral Danış Beştaş)
Even though he had come out, this candidate could only
He received 2.12 percent of the votes...
A significant shift from the HDP base towards the CHP
(Leyla Zana's Istanbul voters
His calls for votes for the DEM Party
It seems that it did not bring any results.)
According to Ergin, there is a paradox here for the CHP.
While the CHP could not show a serious presence in the Southeast,
candidates in some major metropolises in the west
It can be an important address for Kurdish voters.
"In this, the Kurdish voters in the HDP line are against the AKP government.
the sociology of the metropolis, as well as the search for distance
the dynamics that dissolve party affiliations also work
we must surrender," wrote Sedat Ergin.
THE PARADOX OF AKP:
WHILE CONSERVATIVE ANATOLIA IS TENSE,
LESS DAMAGE ON THE WESTERN COASTLINE
At the end of the 18-article series, what caught Ergin's eye
One of the most interesting findings is that AKP losses
There is a paradox in its geographical distribution.
AKP is a general trend throughout the country
lost votes but suffered the least damage,
constituencies where it turned out relatively low
the western coastline of many countries and Thrace
It seems like. In Balıkesir, Muğla and İzmir
states that this trend is very evident.
On the other hand, starting from Erzurum, Gaziantep,
On the Kahramanmaraş, Kayseri, Konya line
Conservative extending from Sakarya to Kocaeli
note that there are "block vote breaks" on one axis
It is suffering. Only in these 7 provinces, compared to May 14
He calculated that he lost 850 thousand votes.
Sedat Ergin, "nationalist-conservative axis"
This line, which he calls New Prosperity, is also
underlines that it is a geography where significant increases have been achieved.
IN SUMMARY:
31 Marttheir situation is like this...
AKP in decline! This fall of Erdoğan
It is unlikely that it will reverse.
CHP is on the rise!If the smart one goes,
The path to sole power is clear...
Re-Prosperity Party, apparently,
The AKP will continue to erode its base.
MHPbut within the 10 percent limit...
DEM Party, originating from Kurdish voters
some warning signals towards him
it would be good if he took it into consideration.