Cumhuriyet Halk Partisi neyi başardı?

Bu seçimde halk CHP’ye oy verdi fakat yine AK Parti ile konuştu, ona mesaj verdi. Bu seçim bir yerel seçimdi ve büyük oranda CHP’li belediyeler seçimlerde başarılı oldu. Bu başarının rasyonel sebepleri nelerdir diye bir soru soracak olsanız, mercek alıp yollara düşmeniz lazım gelir. CHP’li belediyeler yönettikleri şehirlerde hiçbir şey yapmamaları ile ünlüler.

İzmir’de Tunç Soyer belediye başkanı olduğunda, başkanın yakın çalışan arkadaşlarından bir isim “Biz o kadar büyük bir yapı ile karşılaştık ki İzmir’i anlamamız beş yıl sürer” demiş. Gerçekten de İzmir’i anlamadan beş yıl bitmiş oldu.

İzmir’e biraz odaklanalım: 2014 yerel seçimlerinden önce bir grup medya temsilcisinin talebi üzerine İzmir’e gitmiştim. Sokaklarda yürürken bir şeyi gözüm ısırıyor fakat anlamlandıramıyorum. Yollar ve kaldırımlar bir garip. Sonra fark ettim ki kaldırım kenarlarına koyulan tretuvarlar 1994 model betondan dökülmüş, kenarları aşınmış bakımsız bir haldeler. Bu zaman zarfında başta İstanbul, Ankara ve AK Parti’nin yönettiği şehirlerde kaldırımlar büyük oranda taş ve granitten yapılıyor.

Medyaya verdiğim mülakatta “İzmir’i yorgun gördüm” demiştim. Aradan 10 yıl geçti. Meral Akşener İzmir’e geldiğinde “İzmir yorgun” dedi.

Bu seçimde ben Egeliler, emekliler ve ekonomiden etkilenenlerin etkisi olacak demiştim. Egeliler taleplerini bir kez daha ertelediler. İzmirli, Muğlalı, Aydınlı seçmen sadakatle gidip CHP’ye oy verdi. Başkanın kim olduğuna bakmadı. Hizmetin ne olduğuna da bakmadı. Sadakatle gidip oyunu verdi. Karşılığında hizmet görmediği gibi, iradelerine de saygı görmediler.

Bu seçimin atmosferini dikkate almadan, yapılacak her değerlendirme eksik kalır. AK Parti seçmeninden yüzde 5 oranında sandığa gitmediğinde, bu durum rakibi için artı 8-10 puan olarak yansıdı.

İzmir’de CHP seçmeninin serzenişini herkes biliyordu. Muğla’da durum farklı değildi. İddialı bir cümle kuralım, eğer seçim atmosferi bu şekilde olmasaydı Balıkesir AK Parti’de kalacağı gibi Muğla ve İzmir doğrudan AK Parti’ye geçerdi.

İzmir’de bir zerre hizmet olmadığını sağır sultan biliyor. Peki, İstanbul seçimlerini nasıl yorumlayacağız? İstanbul’da İmamoğlu bilinçli bir şekilde hizmet ve yatırım yapmadı. İBB AK Parti Grup Başkanvekili Tevfik Göksu bunu defalarca dile getirdi. Rasyonel bir şekilde verileri toplumun önüne koydu. Herhangi bir haber kanalının eski kayıtlarına girseniz bu bilgilere rahatça ulaşabilirsiniz.

Bilinçli bir şekilde yatırım yapmadı: Bu durum gerçektir. Sebebine gelince AK Parti’den alınan bir belediyenin zaten beş yıl yatırıma ihtiyacı olmuyor. Bunun yerine büyük paralar ayırarak reklam karargâhı kurdu. Çok planlı bir şekilde büyük bir kaynak biriktirdi. AK Partili belediyelerin yatırıma ayırdığı kaynakları doğrudan siyaset için kullandı.

Tartışma götürür tarafları vardır. En az 50 bin kişilik yeni işe alım yaptı. Başta tamir-bakım ihalesi olmak üzere belli işleri ısrarla siyasi olarak tercihle sahibine teslim etti.

Biriken bu kaynaklarla:

1- CHP delegeleri sevk ve idare edilerek kurultay süreci ipotek edildi.

2- Siyasal süreç esnasında küçük partilerin her birinden büyük transferler yapıldı.

3- İstanbul’da İYİ Parti’nin içi boşalttırıldı.

4- AK Parti tabanından oy alma potansiyeli olan partilere reklam desteği verildi.

5- DEM sürecinin alt konularını yönetti.

Bir yönüyle siyasi bir karargâh kurdu ve siyaset yaptı. Belediye işi her yerde olduğu gibi umurlarında olmadı.

Bir yönüyle siyaset arenasında CHP, AK Parti’nin unuttuğu şeyleri öğreniyor. Bir akademik grup meraklanıp CHP belediyeciliğini incelese çivi çakmadan nasıl oy aldıklarına dair bir kanaat edinmiş olur.

İstanbul’da ulaşım yatırımı yapılmadı.

Deprem tedbiri alınmadı.

Temel yatırımlarla alakalı alelusul işler yapıldı.

Allah için haklarını yemeyelim, reklam konusunda olağanüstü yetenekleri var. Gerçeklikle seçmen arasına ateşten perde çekmeyi başardılar. İstanbul halkı bir tercihte bulunmuş oldu. Herkes kendi kaderiyle alakalı bir karar verdi.

Zahirde bakıldığı zaman CHP’nin bir başarısı var, fakat hiçbir CHP’li başkan çıkıp yaptığı işlerle övünmedi. Genel seçimden kalma ekonomi ve emekliler meselesi yine başat aktördü. AK Parti elbette ki kendi muhasebesini yapacak. Atmosferi merkeze alıp diğer konuları ikinci derecede ele almak daha sağlıklı olur.

Uzun vadede devlet mekanizması siyasetin finansmanı meselesini tartışmaya açmalıdır. Bir bütçenin ne kadarı yatırıma gider ne kadarı maaşlara gitmeli ya da belediye şirketlerinin her birinin kendi içerisinde bir yönetim, ilke ve sistematiği var mı? Her bir şirket kendi içinde bir karadeliğe dönebilir mi?

Her meselenin konuşulup müzakere edildiği ortamın adı siyasettir. AK Parti siyaset üretimini merkezine aldığında meselelerin çözümlenmesi daha kolay olacaktır. Tatil günlerinde binlerce insan dinledim, kimse CHP bu ülkeyi nasıl yönetebilir diye bir soru sormadı. Herkes

AK Parti’nin ne yapacağını sordu.