CHP’de gözler neden görmez, kulaklar neden duymaz?

Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması sonrası yaşanan olaylar, siyasi ve toplumsal açıdan yeni bir kırılmanın habercisi olmaya aday!

Aslında bu gelişme, bir bilinçaltının dışa vurması ve muhalif grupların bastırılmış öfkeleri bakımından pek çok dersler de taşıyor.

1-Gezi sosyolojisinin hala dinamik olduğunu ve birilerinin rövanşizm duygusu ile yanıp tutuştuğunu gösteriyor.

2-Masumane başlayan kitlesel gösterilerin hızla anarşizme kayma potansiyeli taşıdığına işaret ediyor.

3-Türkiye'deki politik yapının, farklı fikirlere ve parti programlarına rağmen "bileşik kaplar" misali işlediğini teyit ediyor.

4-CHP yönetiminin, öteki mahallelere açılmak için sergilediği duruşun az miktarda organik yaygın biçimde yapay olduğu ortaya çıkıyor.

5-CHP Genel Merkezi'nin siyasal açıdan dönüşme çabasına karşın, yerleşik CHP tabanında zerre milim zihni kıpırdanma olmadığı anlaşılıyor.

6-Ekrem İmamoğlu'nun "yaptıkları veya yapamadıkları" ile değil, sadece "kazanabilecek aday" kategorisinde değerlendirildiği, "kusurlarının yok sayıldığı", -ola ki- yarın ülke yönetiminde yaratabileceği komplikasyonların düşünülmek bile istenmediği fark ediliyor!

7- İmamoğlu adına miting, gösteri yapan, imza toplayanların hemen hiçbirinin, soruşturmadaki iddialara cevap vermediği/veremediği, yalnızca medya ekibinin, mahcup açıklamaları paylaşabildiği ibretlik bir tablo gözleniyor!

8-İç muhasebe yapamayan, az biraz politize edilmiş, mutlak kendi gerçekliğine adanmış kitlelerin her zaman olduğu gibi doğrudan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı hedef alma ezberine başvurdukları durum, yine/yeniden yaşanıyor.

9-Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne uyum sağlayamayan kadroların yol açtığı merkeziyetçilik ister istemez Külliye'yi de yıpratıyor. Sn. Erdoğan'ın sorun çözme ve detaylarla ilgilenme özelliğini bilenler pek çok işi Ankara'ya yıkıyor. Haliyle, ucundan kıyısından muhalefete dokunan meselelerin faturası peşin hükümle -doğru/yanlış demeden-Cumhurbaşkanı'na kesiliyor.

10-Türkiye, Teknofest kuşağı dışındaki gençlikle de yüzleşiyor. Gençlerin, bilek gücüyle değil de beyin gücüyle rekabet edecekleri ortamın oluşturulması ise büyük önem arz ediyor.

Gelelim sözün özüne…

 Masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı bizler için vazgeçilmezliğini koruyor.

 İmamoğlu dosyasının bir an önce tamamlanması, iddia ve delillerin açık hale getirilmesi siyasi ve toplumsal açıdan sağlıklı yorum yapabilmek için kritik değer taşıyor.

 Ve mümkün olduğu ölçüde tutuklamanın istisna olmasıyla tutuksuz yargılanma ve topluma açık hesap verme ilkesi herkes için gerekliliğini koruyor!